Zeynep, inşaat işçisinin beton kıracağı sesi duyduğunda kitabı bırakmak istemedi. Apartmanın bodrum katındaki su tesisatını tamir etmeye gelen adamın kazması, 1970'lerin tuğla duvarına çarptığında, o da çatırdayan sesin altında bir boşluk olduğunu anladı. Merakı onu yönetti. İnşaat işçisine kahve götürüp onu başka odaya yönlendirdikten sonra, kendisi o çatlamış duvarın kenarına eğildi. Eski apartmanların hiçbir sırrı kalmadığını düşünürdü, ama İstanbul bu konuda hep yanıltan bir şehirdi.
Duvarın bir kısmını sökerek içeri baktığında, gözleri kararır gibi oldu. Merdivenler. Taş merdivenler, aşağıya doğru uzanıyorlardı. Lambasını çıkardı, cebinden. Akıllı telefonu değil — o eski LED fenerini. Zeynep, eski şeylere güvenirdi. Merdivenleri indmeye başladığında, havada kitap kokusu vardı. Nemli kağıt, mürekkep, zaman. O koku, çocukluğunda kütüphanede uyuşturulmuş gibiydi.
Son basamaktan indikten sonra, karşısında bir kapı belirdi. Demir kapı, üzerinde oymalar vardı. Yazı mı, resim mi, ayırt edemedi. Kapı açılmıştı. Sadece itiş gerekti.
İçeri girdiğinde nefesi kesildi. Kütüphane. Ama hiçbir kütüphane böyle değildi. Tavanı görünmüyordu — sadece karanlık. Raflar, ışığın ulaştığı kadar devam ediyordu. Kitaplar, kitaplar, kitaplar. Kırmızı, yeşil, siyah, altın yazılı omuzları. Bazıları o kadar eski ki, cilt deri değil, belki insan derisi olabilirdi — ama böyle düşünceler Zeynep'in geçmişte kalmıştı.
Merkezdeki masaya yaklaştı. Üzerinde açık bir kitap duruyordu. Sayfa çok eski değildi. Yazı taze görünüyordu. Başlık: "Zeynep Yıldız — 15 Kasım 2024, Saat 21:47". Zeynep'in kalbi hızlanmaya başladı. Bugün. Saat tam bu an. Sayfayı okudu:
"Zeynep, bu satırları okuduğunda, artık geri dönüş yoktur. Kütüphane seni seçti. Seçilmiş olanlar, kitapları değiştirebilir. Ama her değişikliğin bir bedeli vardır. Bunu başlamadan önce, aşağıdaki kitabı oku. Seçim senin."
Sayfa, altında bir başka kitabın adını gösteriyordu: "Kırmızı Kapının Arkası - Yazar Bilinmiyor". Zeynep etrafına bakındı. Kimse yoktu. Ama o kitabın adını söyleyen yazı, sanki dakika önce yazılmıştı. Mürekkep hâlâ parlaktı.
Rafları taramaya başladı. Kırmızı bir kapak buldu. Kitabı çıkardığında, toz yükseldi. Açtı. İlk sayfa, ona bakan gözlerle başlıyordu: "Sana hoşgeldin, okuyucu. Bundan sonra hiçbir şey aynı olmayacak."