Selim, kütüphanenin derinliklerine adım attı. Gözleri, raflarda durmaksızın bekleyen kitapların üzerindeki toz tabakalarına takıldı. Her biri, başka bir zamanın hayaletini, başka bir hayatın hatırasını taşır gibiydi. Bir an için, bu kitapların sırlarını keşfetmek için sabırsızlandı. Ancak içindeki bir ses, onu uyarıyordu: 'Dikkat et, Selim!'
Bir an duraksadı. Hangi kitaba yaklaşmalıydı? Gözleri, en üst rafın köşesinde parlayan bir ciltte yoğunlaştı. Kapak, siyah ve altın yaldızlıydı; başlığı görünmüyordu ama Selim, ona çekildiğini hissediyordu. 'Beni aç!' diyen bir çağrı gibi geldi bu kitap. Hızla merdivenlere tırmandı ve kitabı indirdi.
Kitabı eline alır almaz, sayfalarının sararmış olduğunu fark etti. İçinden hafif bir rüzgar geçti. Sayfaları açtığında, gözleri bir hikaye ile buluştu. 1920'lerin İstanbul'u... Bir genç kadının, aşkı ve kaybı üzerine yazılmış bir mektup. Selim, kelimelerin akışında kayboldu. Her kelime, onu başka bir zamana, o kadının ruhuna sürükliyordu. O an, o kadının duygularını, sevinçlerini ve acılarını yaşıyordu.
Ancak hikaye ilerledikçe, Selim’in içindeki rahatsızlık da büyüyordu. O mektubun sahibinin başına gelenler, geçmişin gölgeleri gibi peşindeydi. Kadın, hayatta kalmak için korku dolu bir mücadele vermişti ve mektubun sonlarına yaklaşırken, Selim'in kalbi hızla atmaya başladı. 'Bir gün, sen de bu kütüphaneye döneceksin,' diyen bir ses, kulaklarında yankılanıyordu.
Tam o anda, arkasında bir hışırtı duydu. Selim, irkilerek geriye döndü. Kütüphanenin derin karanlığında bir siluet belirdi. Korkuyla, kitabı kapatmaya çalıştı, ama kitap adeta yapışmıştı eline. O an, geçmişin ve geleceğin birbirine karıştığı bir an yaşadı. İçindeki ses daha da güçlenmişti: 'Beni bırakma, Selim!'
Hemen odadan çıkmak istedi ama ayakları yere çakılı kalmış gibiydi. Gizli kütüphanedeki her kitabın bir ölü okuyucusu olduğunu biliyordu; peki ya bu kitapta, onu izleyen bir ruh var mıydı?
Selim, bir seçim yapmak zorundaydı: Geçmişin ağına kapılacak mı, yoksa kütüphanenin sırlarını açığa çıkarmak için cesaretini toplayacak mıydı? O an, hayatının en büyük kararı ile yüzleşti.