Selim, kapının arkasındaki hareketin kaynağını bulmak için kalbinde bir cesaret toplayarak yerinden kalktı. Kütüphanenin karanlık köşelerine doğru adım attıkça, ruhunda bir huzursuzluk dalgası yükseliyordu. Sesin peşinden gitmeye karar vermişti; belki de bu, ona kütüphanenin sırlarını açığa çıkaracak bir anahtar olacaktı. Etrafında dönen toz tanecikleri, geçmişin hayaletlerinin varlığını hatırlatıyordu.
Kütüphanenin derinliklerine daldıkça, Selim kendini başka bir zaman diliminde buldu. Elinde tuttuğu kitabın sayfaları arasında kaybolmuş anılar canlanırken, eski İstanbul’un sokakları gözünün önünde belirmeye başladı. Birbirinden farklı hayatlar, birbirine dokunan kaderler. O an, yaşadığı her olayın bir bütünlük içinde olduğunu hissetti; geçmiş ve gelecek bir araya gelmişti. Ancak bu büyülü atmosfer, kapının arkasından gelen sarsıcı bir sesle bozuldu: "Beni bulma!"
Selim, irkilerek geri döndü. Sesin kaynağına ulaşmak için cesaretini toplarken, içindeki korku bir yandan da merak duygusunu tetikliyordu. Sanki kütüphanede kaybolmuş bir ruh, ona doğru çağrıda bulunuyordu. Bir an için duraksadı; acaba bu ruh, kütüphanenin gizemlerini açığa çıkarmasına yardımcı olabilecek miydi? Yoksa, onu geçmişin karanlık sırlarına sürükleyerek daha da derin bir tehlikeye mi atıyordu?
Bütün bu düşünceler kafasında çarpışırken, Selim bir adım daha attı. O an, kütüphanenin içindeki kitapların fısıldadığını duydu. Her biri, geçmişin acılarını ve sevinçlerini anlatan hikayelerle doluydu. Birer birer, Selim’in zihninde belirmeye başladılar. Kitapların içindeki karakterler, Selim'in hayatına birer yansıma gibi dokunuyordu. Ancak bir yandan da, kendisini korumak istemeyen o sesin, gerçekliğin sınırlarını zorladığını hissetti.
Birden, kapıdan gelen soğuk bir rüzgar, Selim’in yüzüne çarptı ve onu geri itti. Ses, tekrar duyuldu: "Geri dön! Beni açma!" Selim, yaşadığı bu karmaşanın içinde kaybolmuş bir ruh gibi hissetti. Kütüphanenin derinliklerine inme arzusuyla doluydu ama her adımında bir tehlikenin onu beklediğini biliyordu. İçindeki cesaret ve merak, karanlıkla dolu bu dünyada ona bir yol göstermeye çalışıyordu.
Sonunda, kendini bulduğu o anı yakalamak için daha fazla beklememesi gerektiğini fark etti. Elindeki kitabı sıkıca kavrayarak, sesin geldiği tarafa doğru adım attı. Kütüphanenin karanlık köşelerinden bir sır daha ortaya çıkmayı bekliyordu.