Aylardır bizi evlerimize kapatan Koronavirüs, sokağa çıkamayan, arkadaşlarıyla buluşup oyun oynayamayan, bu yüzden canı sıkılan çocuklarımızı ekrana iyiden iyiye bağlamış durumda. Vaktiyle anne babalarımız bizi sokaktan toplamakta zorlanırken, şimdilerde biz çocuklarımızı ekran başından almakta zorlanıyoruz. Uzaktan eğitim sebebiyle çoğumuzun evlerinde birden fazla bilgisayar var. Evlerimize kapandığımız günlerde birlikte zevkli etkinlikler yapma ve kitap okuma alışkanlığımız olmadığı için herkes önündeki ekrana ve elindeki akıllı cep telefonuna bakıyor; kimsenin diğerinin yüzüne bakacak ve muhabbet edecek zamanı yok. İnternet bağımlılığının bir benzeri olan akıllı telefona aşırı düşkünlük, telefonsuz yapamama (Nomofobi) da sosyal ağ tuzakları arasına girmiş durumda. Çocuklarımızın zamanını alan yabancı bilgisayar oyunları ve çizgi filmler sanıldığı gibi masum ve oyundan ibaret değil. Şiddete özendiren, bilinçaltı mesajlar içeren, İslamofobi aşılayan, pagan inancını temsil eden semboller içeren, siber zorbalığa ve tehdite maruz bırakan oyunların sayısı oldukça fazladır. Haberlerde sık gündeme gelen Mavi Balina, yetmezmiş gibi son zamanlarda ortaya çıkan Momo ve Mavi Bebek isimli oyunlar, çocukları intihara kadar sürükleyen ciddi tehlikeler oluşturuyor. Bu çalışmamızda çocuklarımız için zararlı olan bütün oyunları isimleri ve içerikleriyle birlikte ele aldık. Anne babalara, çocuklarını bilgilendirmeleri ve korumaları için medya okuryazarlığına yer verdik. Yasaklama, elbette çare ve çözüm değildir. Çözüm güvenli internet kullanmak, çocuklarımızı zararlı oyunlara karşı uyarmak, onları inancımızı ve kültürümüzü yansıtan yerli yapımı faydalı ve eğitici oyunlara ve çizgi filmlere yönlendirmektir. Daha da önemlisi interneti ve sosyal medyayı doğru ve kontrollü kullanarak çocuklarımıza bu konuda örnek olmaktır.
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Kitap, internet bağımlılığı ve sosyal medya alışkanlıklarının çocuklar ve ergenler üzerindeki etkilerini derinlemesine inceliyor. Yazarlar, ailelerin bu süreçte nasıl bir rol oynaması gerektiği konusunda bilgilendirici bir yaklaşım sergiliyor. İnternetin çocukların gelişimi üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri tartışılırken, ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimlerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, güvenli internet kullanımı adına çeşitli öneriler sunulmakta; ailelerin bilinçli birer dijital vatandaş olmaları için rehberlik edici bilgiler verilmektedir. Kitap, ailelerin ve eğitimcilerin, çocukların dijital dünyada daha sağlıklı bir deneyim yaşamalarını sağlamaları için gerekli stratejileri öğrenmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Sonuç olarak, toplumun dijitalleşme sürecinde aile dinamiklerinin nasıl şekillendiğini ve bu dinamiklerin çocukların internet kullanım alışkanlıklarına olan etkisini ortaya koyuyor.
Bu eser, çocuklar ve ergenler arasında internet bağımlılığı ve sosyal medya alışkanlıklarının etkilerini ele alırken, aile içindeki dinamikleri de gözler önüne seriyor. Yazarlar, dijital dünyanın sunduğu olanakların yanı sıra, bu olanakların getirdiği risklere dikkat çekiyor. İnternetin sağlıklı kullanımı üzerine öneriler sunarak, ailelerin bilinçlenmesini amaçlıyor. Ebeveynlerin rolü, çocukların güvenli internet kullanımı konusunda nasıl yönlendirilmesi gerektiği gibi konular da bu temanın önemli parçalarını oluşturuyor. Bu bağlamda, eser; birey, aile ve toplum arasındaki ilişkiyi sorgularken, dijital çağda sağlıklı iletişim yollarını keşfetmeyi teşvik ediyor.
Bu kitap, karakter odaklı bir kurgu sunmamaktadır. Ancak, ebeveynlerin ve çocukların internet kullanımındaki tutumlarını inceleyerek, onlara dair çeşitli profiller sunmaktadır. Ebeveynlerin kaygıları, çocukların bağımlılık düzeyleri ve sosyal medya ile olan etkileşimleri üzerinden karakter analizi yapılmaktadır. Yazarlar, aile içindeki iletişimin ve etkileşimin önemini vurgulayarak, karakterlerin bu süreçteki rollerinin altını çizmektedirler. Özellikle ergenlerin kimlik arayışları ve sosyal medyada kendilerini ifade etme biçimleri, kitabın karakter analizi açısından dikkat çekici birer örnek teşkil etmektedir.
Yazarlar, kitapta internet bağımlılığının psikolojik boyutunu ele alırken, bireylerin dijital dünyada geçirdiği zamanın ruhsal etkilerine dikkat çekiyor. Sosyal medya platformlarının sunduğu etkileşim olanakları, gençlerin kimlik gelişim süreçlerinde önemli bir yer tutuyor. Ancak bu etkileşimler, bazen yalnızlık, kaygı ve düşük özsaygı gibi olumsuz duygusal durumlardan da besleniyor. Kitap, ailelerin çocuklarıyla sağlıklı bir iletişim kurarak, bu olumsuz etkileri azaltabileceklerini savunuyor. Aynı zamanda, bağımlılık davranışlarının altında yatan psikolojik faktörlerin anlaşılmasına yönelik bilgiler sunarak, ebeveynlerin ve eğitimcilerin bu konuda nasıl bir yaklaşım sergilemesi gerektiği konusunda rehberlik ediyor.
Eser, dijital çağda bireylerin varoluşunu sorgularken, teknoloji ile insan ilişkisi üzerine derin felsefi düşünceler geliştirmektedir. İnternetin sunduğu olanaklar, bireylerin toplumsal hayatta nasıl bir yer edindiğini ve kimliklerini nasıl şekillendirdiğini ele alıyor. Yazarlar, çocukların ve ergenlerin bu yeni dijital varoluş biçimlerinin aile yapısı ve toplumsal normlarla nasıl bir etkileşim içinde olduğunu tartışıyor. Bu bağlamda, internetin bireylerin özgürlük anlayışını nasıl dönüştürdüğüne dair felsefi sorgulamalar yaparak, dijital dünyanın insan ilişkileri üzerindeki etkilerini irdelemektedir.
Kitap, internetin ve sosyal medyanın tarihsel gelişimine de değinmektedir. Dijital dünyanın yükselişi, toplumsal yapıyı ve aile dinamiklerini nasıl etkiledi? Geçmişte iletişim biçimleriyle günümüzdeki dijital etkileşim arasındaki farklar gözler önüne seriliyor. Özellikle sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte gençlerin sosyal yaşamlarındaki dönüşüm inceleniyor. Bu tarihsel bağlam, ebeveynler için önemli bir perspektif sunarak, geçmişten gelen bilgi ve deneyimlerle günümüz koşullarını karşılaştırma imkanı tanıyor. Böylece, dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerini anlamak için gerekli bir çerçeve sağlanıyor.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1947 yılında Çankırı’da doğdu. İlk ve ortaokulu Çankırı’da, Liseyi Üsküdar Fen Lisesinde bitirdi. Gazi Eğitim Fakültesi İngilizce Bölümünden mezun olduktan sonra bir hocasının tavsiyesi üzerine Ankara Üniversitesi Psikoloji Bölümüne devam etti ve mezun olduktan sonra Amerika’da Alabama Üniversitesi’nde Çocuk Psikolojisi ve Davranışları alanında pedagoji mastırı yaptı. Başarılı çalışmalarından dola yı kendisine Onursal Amerikan Vatandaşlığı Belgesi verildi. Yurda döndükten sonra değişik kamu ve özel eğitim kurumlarında görev aldı, 1990 yılında kendi isteği ile emekli oldu. Gazete ve dergilere çocuk eğitimi ve psikolojisi alanında makaleler yazan, Anne baba okullarında sunumlar yapan, yurt içinde ve yurt dışında bilimsel seminerlere katılan Ali Çankırılı’nın birçok çevirileri ve telif eserleri bulunmaktadır. Evli, iki çocuk babası ve “Torun Sevme Rehberi” kitabının kahramanı Zeynep Zeren’in (ZeZe’nin) dedesidir. Yazdığı kitaplar: Benim Sağlıklı Bebeğim, Çocuklarımız Mutsuz ve Başarısız Olmasın, Kötü Çocuk Yoktur, Çocuğun Manevi Eğitimi, Oynuyorum Öğreniyorum, Okul Ailede Başlar, Anne Ben Nerden Geldim, Eve Kardeş Geldi, Çocuklara Söz Geçirme Sanatı, Çocuk Resimlerinin Dili, Herkes İçin Evlilik Okulu, Anne Baba Okulu, Torun Sevme Rehberi, Baba Olma Sanatı, Anne Olma Sanatı.
Pedagog Ali Çankırılı sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri











