Sessizlik içinde boğulma hissi
Azade'yi okurken çoğu zaman kendimi bir labirentte hissettim — her sayfada adalet arayışının ne kadar umutsuz olabileceğini görüyorum ama romanın bana bu umutsuzluğu tam olarak içselleştirtememesi beni rahatsız etti. Kılınç'ın yazı tarzı güçlü ve çığlığı duyuyor insan, fakat karakterlerin iç dünyası bazen sesin gücünün gölgesinde kalıyor; yani sessizliğin ağırlığını hissediyorsun ama o sessizliğin içinde kimler var, ne çekiyorlar, tam olarak anlamlandıramıyorsun. Kitap beni duygusal olarak sıkıştırdı, fakat aynı zamanda biraz da mutsuz bıraktı — sanki bir hikayeyi değil, bir acının yankısını okudum ve bu yankı beni tam olarak sarstı mı emin değilim.










