Anday'ın İnsan Portrelerinin Derinliği
Barem Kanunu'nu okurken en çok beni etkileyen, Anday'ın bürokrasinin içinde sıkışmış insanları nasıl çizdiği oldu—sadece birer tip değiller, her birinin kendi çelişkileri, arzuları, küçük direniş biçimleri var. Karakterlerin gelişimi çok incelikli; yüzeysel bir şekilde "iyi" veya "kötü" olarak sunulmuyor, tam tersine zamanla ne kadar çelişkili ve insan olduklarını görüyorsun. Özellikle ana karakterlerin bürokratik sistemle olan ilişkisinin evrilmesi, 1946'de yazılmış olması itibarıyla çok modern hissettirdi—Anday sanki bugünün insanını zaten görüyor gibi yazıyor. Bu kadar eski bir metinde bu kadar canlı, dinamik karakterler bulması beni gerçekten şaşırttı.












