Mimardan Mürid Olmaya
Akpınar'ın mimarını takip ederken fark ettim ki bu kitap aslında bir karakterin içinin haritasını çizerek yapılmış — her sayfada onun dış dünyaya karşı kurduğu duvarlar bir bir çöküyor, ama çok doğal, çok inandırıcı bir şekilde. Sokrates'ten İbn Arabi'ye kadar gelen kişiler sadece fikir aktaran soyut figürler değil, mimarın iç dönüşümünde gerçek katalizörler oluyorlar ve her birinin onu nasıl değiştirdiğini hissediyorsun. Beni en çok etkileyen, karakterin kendine dair sorduğu sorulara verdiği cevapların zamanla nasıl derinleştiği, nasıl soyuttan somuta indiği oldu — sanki ben de onunla beraber kırılıyor ve yeniden inşa oluyordum. Bu kitap seni okurken değiştiriyor, çünkü karakter de değişiyor, ve o değişim o kadar samimi ki kendininkiyle karıştırıyorsun.








