“Bu kitabı okurken içim sızladı. Daha doğrusu içim cayır cayır yandı! Biz nasıl oluyor da yüzyılda bir gelen dâhinin açtığı çağdaş yolu bırakıp gençlerimizin, çocuklarımızın, dibi görünmeyen karanlıklara atılmasına göz yumabildik? Bu güzel kitabı herkesin ama herkesin mutlaka okumasını tavsiye ediyorum.” Muazzez İlmiye ÇIĞ “İçim burkularak okudum. Hemşehrim Ekmel Ali OKUR; eline, yüreğine sağlık.” Muzaffer İZGÜ “Mevlâna Hazretleri yaşasaydı: ‘Oku! Ne olursan ol. Bu kitabı mutlaka oku. İster sağcı, ister solcu, ister mukim, ister yolcu… Derya-deniz âlim de olsan, müşfik ya da zalim de olsan, oku! Bir daha oku!’ derdi.” Nurettin CELMEOĞLU / (Yazar-Filolog) “Bu kitapla, özür dilemek yeni bir boyut kazanıyor.” Orhan RAMAZANOĞLU / (Emekli Ataşe-Müsteşar) “Bu kitap, İslam ve akıl ilişkisinin binlerce yıllık özeti gibidir. Duru bir Türkçe ve yalın bir dille anlatılan; herkesin, hepinizin öyküsü…” Nedim SOYLU / (Yazar-Gazeteci) “Cemaatlerin, halkların birlik ve bütünlüğüne bir çağrı olan bu eseri tanımak, okuyucuyu daha bir zenginleştirecektir. Okunmalı…” Yücel ÇAKMAKLI / (Sinema yönetmeni) “Bu muhteşem kitabı soluksuz okudum. Bu, anlamı bol olan romanı mutlaka okumalısınız.” Süleyman CANPOLAT / (Gazeteci) “Bu kitap, dini bilmeyenlerin din rehberi olarak; samimi, gariban halkımızın nasıl sömürüldüğünün destansı hikâyesi…” Prof. Dr. İlyas DEHRİ “Sevgili Yüksel MERT, Atatürk’ten sen değil, ona sahip çıkamadığımız için hepimiz özür dilemeliyiz. Böyle güzel bir kitabı ulusumuza kazandırdığınız için sizlere teşekkür ediyorum.” Cüneyt ARKIN / (Sinema oyuncusu) “Bu kitap, cellatların hangi sinsi kılıklara girebildiklerinin ve insanları nasıl yanılttıklarının çarpıcı hikâyesi...” Fuat DUYMAZ “İslam’ın ilk emri ‘oku’dur. Bu eser de bana göre mutlaka okunmalıdır.” Mehmet BARIŞ / (Müftü) “Ben bu kitabı okudum ve doğrusu çok etkilendim.” Emre ÇOLAK / (Millî futbolcu) *** Yüksel; köyde yok yoksul, içli, selim ve onurlu, eşkıya olmaya mecbur edilmiş bir babanın çocuğu. İlkokuldan sonra büyük adam olma hasretiyle medreseye gitti. Rabıta kavramını sorguladı diye, karpuz çaldı iftirasıyla ve insafsız bir dayakla sokağa atıldı. İmam-hatibe gitti, başarılı bir öğrenciydi, geceleri yatakhaneden kaçıp, Yılmaz Güney filmlerine gidiyor diye meydan dayağı atılıp okuldan kovuldu. Çeşitli cemaat ve derneklere gitti, uydu ve uyuntu olamadığı için hiçbir toplulukta tutunamadı. Ta otuz küsur yaşına kadar amansız bir Atatürk düşmanı olarak yaşadı. Günlerden bir gün, dinde salt kaynak “Kur'an” diyen bir grupla tanıştı. Baştan sona Kur'an'ı anlayarak okudu, dinle ilgili bildiği her bir şey kafasında allak bullak oldu. Kur'an'ı anladıkça Atatürk’e yaklaşıp onu çok sevdi. Artık hayatında iki yaşam rehberi vardı; Kur'an ve Nutuk! Artık hayatında doğru yolun iki rehberi, iki Mustafa vardı; Muhammed Mustafa ve Mustafa Kemal! İşte bu roman, büyük adam olma hasretiyle yola çıkan bir çocuğun oradan oraya savruluşunun trajik hikâyesi. Sözün özü; yalnız ve güzel ülkemizin üzerinde oynanan akıl almaz oyunların aynası, bir tür koca, kopkoca bir çığlığı...
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Ben Yüksel Mert Atatürk'ten Özür Diliyorum, Atatürk'ün yaşamı ve idealleri üzerine derin bir sorgulama yaparken, yazar Ekmel Ali Okur'un kişisel bir özür metni olarak öne çıkıyor. Kitap, Atatürk'e duyulan özrün altında yatan duygusal ve toplumsal karmaşıklığı inceliyor. Okuyucu, karakterlerin içsel yolculukları ve geçmişle olan hesaplaşmaları aracılığıyla, Türkiye'nin tarihine dair yeni bir bakış açısı kazanıyor. Özellikle, Atatürk'ün mirasının günümüzdeki yansımaları ve toplumsal hafıza üzerine derinlemesine düşünceler sunuluyor. Kişisel hikayeler ve toplumsal eleştirilerle zenginleştirilen bu eser, okuru Atatürk'ün düşünceleri ve değerleri üzerinden sorgulamaya yönlendiriyor. Sonuç olarak, kitap, geçmişle yüzleşme ve özür dileme eyleminin toplumsal hafızadaki önemini vurgularken, okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor.
Bu kitap, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e bir özür niteliği taşırken, aynı zamanda ülkenin tarihine ve toplumsal yapısına dair derin bir sorgulama gerçekleştiriyor. Yazar, Atatürk'ün hayatı, idealleri ve bıraktığı miras üzerinden, günümüzdeki siyasi ve toplumsal tartışmalara ışık tutuyor. Temalar arasında özür, sorumluluk, geçmişle yüzleşme ve toplumun değişen değerleri yer alıyor. Atatürk'e duyulan özrün arka planında, bireylerin toplumsal bellekleri ve geçmişle olan hesaplaşmaları önemli bir yer tutuyor. Bu özür, sadece kişisel bir duygunun ifadesi değil, aynı zamanda ulus bilincinin yeniden inşası için bir çağrı niteliği taşıyor.
Kitapta karakterler, bireysel hikayeleri ve yaşadıkları deneyimlerle Atatürk'ün mirasını sorgulayan birer temsilci olarak öne çıkıyor. Ekmel Ali Okur, okuyucuyu farklı bakış açılarıyla tanıştırarak, karakterler aracılığıyla geçmişle günümüz arasında köprü kuruyor. Atatürk'e duyulan özür, karakterlerin içsel çatışmalarını ve toplumla olan ilişkilerini derinlemesine etkiliyor. Bu karakterler, hem içsel bir yolculuğa çıkarken hem de toplumsal değişimin dinamiklerini yansıtarak, okuyucuya zengin bir perspektif sunuyor.
Kitap, bireylerin içsel çatışmalarını ve toplumla olan ilişkilerini derinlemesine ele alarak, psikolojik bir çözümleme sunuyor. Atatürk'e duyulan özür, sadece bir bireysel ifade değil, aynı zamanda toplumsal travmaların ve tarihsel yüklerin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, karakterlerin duygusal durumları aracılığıyla, geçmişle yüzleşmenin ve özür dilemenin psikolojik etkilerini ortaya koyuyor. Bu içsel yolculuk, okuyucunun kendi geçmişiyle yüzleşmesine ve toplumsal hafızasının derinliklerine inmeye teşvik ediyor. Kitap, bireysel psikolojinin yanı sıra, toplumsal psikolojiyi de irdeleyerek, özür dilemenin ve affetmenin önemini vurguluyor.
Ekmel Ali Okur, bu eserinde özür dileme eylemini felsefi bir bakış açısıyla ele alıyor. Atatürk'e duyulan özür, sadece bireysel bir sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir hesaplaşma ve yeniden inşa sürecinin başlangıcı olarak görülüyor. Felsefi olarak, geçmişin izleri ve bireylerin bu izlerle olan ilişkisi sorgulanıyor. Özür, affetme ve geçmişle barışma temaları, okuyucuya derin bir düşünsel yolculuk sunuyor. Bu bağlamda, Atatürk'ün idealleri üzerinden insanın varoluşsal soruları ve toplumsal yapının dönüşüm dinamikleri üzerine düşünmeye davet ediliyor.
Kitap, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş dönemine değinerek, Atatürk'ün yaşamı ve ilkeleri üzerine odaklanıyor. Bu bağlamda, tarihsel olaylar ve toplumsal dönüşümler, yazarın özür dileme eylemi üzerinden yeniden sorgulanıyor. Atatürk, modern Türkiye'nin inşasında önemli bir figür olarak öne çıkarken, kitabın tarihsel bağlamı, onun mirasının günümüzdeki etkilerini anlamak açısından kritik bir öneme sahip. Ekmel Ali Okur, geçmişle günümüz arasında bir köprü kurarak, okuyucuya tarihsel bir perspektif sunuyor ve Atatürk'ün düşüncelerinin sürekliliğini sorguluyor.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
25.10.1954’te doğdu. Eylül 1960’a kadar köyünde yaşadı. 1960’ta ilkokula başladı. Orta ve liseyi sanat okulunda okudu. Daha sonra İnşaat Mühendisliği okudu. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Edebiyatın hemen her türünde üretti. Halen okuyor, düşünüyor ve yazıyor.
Ekmel Ali Okur sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri