Yolculuk kadar sonu da muğlak
Esendal'ın içsel çatışmaları anlatmada başarılı olduğu açık, ama roman bitmeden bitmek gibi hissettiriyor — karakterin kendini bulma yolculuğu o kadar dolambaçlı ve kopuk sahnelerle işlenmiş ki, sonunda ne bulduğunu, ne değiştiğini tam olarak anlayamıyorsunuz. Olay örgüsü toplumsal normlarla bireysel arzular arasındaki gerilimi kurmada umut veriyor ama bu gerilim hiç çözüme ulaşmıyor, sadece solup gidiyor; sanki yazar da karakteri gibi kaybolmuş ve okuyucuyu da kendisiyle birlikte bırakmış.


















