Beğendim
Beni gerçekten etkileyen bir kitap. Yazara teşekkürler.
“Gözlerim yanıyor artık ağlamaktan. Dünyayı sis perdesinin gerisinden görüyorum, üstüne süt dökülmüş gibi görüyorum her şeyi, puantiyeli görüyorum, beyazlı beyazlı. Yumayım diyorum şunları, kurumuş artık, hırş hırş ses geliyor gözkapaklarımdan, fayda etmiyor, pat diye açıyorum tekrar. Hepi topu iki saatlik uykum var günlük, o da gitti elden. Düşünen insan uyuyamaz, gece gündüz İnci’yi düşünüyorum ben, varsa o yoksa o, nasıl uyuyayım?” En sıra dışı insanların sıradan insanlar arasından bulunabileceğini gösteren, sıradan anların içinde sıra dışılığın madenini keşfeden hikâyeler... Zorbalık, dar kafalılık, fesatlık, müzevirlik, “kokan” tipler ve tabii köpekler de eksik değil - her zamanki gibi. Saflıkla, şefkatle, bokta bile hikmet görmeyi bilenlerle ve tabii köpeklerle beraber - her zamanki gibi. Sezgin Kaymaz’ın edebiyatı, “İnsana dair hiçbir şey bana yabancı değildir”in folkloru, bir bakıma... Kitabın sonunda bir de hediye: Okurlarıyla mektup kardeşliği kurmuş bir yazar olarak, o “mektup kardeşlerinden” birine hitaben, biraz da kendini anlatıyor...
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
'Bugün Bize Kim Geldi?' adlı eserde, Sezgin Kaymaz, misafirlik teması etrafında dönen bir dizi hikaye ile okuyucuyu karşılar. Kitap, bir gün içerisinde farklı ziyaretçilerin eve gelmesiyle başlar ve bu misafirlerin her biri, ev sahibiyle çeşitli etkileşimler yaşar. Hikaye, misafirlerin hayat hikayeleri, anıları ve ev sahibinin içsel düşünceleri arasında gidip gelir. Her misafir, kendi hikayesini anlatırken, ev sahibinin dünyasına yeni bir perspektif kazandırır. Zamanla, ziyaretler sırasında ortaya çıkan komik ve düşündürücü anekdotlar, misafirliğin ve sosyal ilişkilerin doğasına dair derin bir sorgulama yaratır. Yazar, bu etkileşimler aracılığıyla insan doğasına, yalnızlığa ve ilişkilerin karmaşıklığına dair önemli mesajlar verir.
Sezgin Kaymaz'ın 'Bugün Bize Kim Geldi?' eseri, gündelik hayatın sıradan anlarını ve insan ilişkilerini derinlemesine irdeleyerek, toplumun dinamiklerini sorgulayan bir temaya sahiptir. Kitap, misafirlik kavramı etrafında şekillenen hikayeleriyle, insanları bir araya getiren sosyal bağları ve bu bağların nasıl değişkenlik gösterdiğini ele alarak, bireylerin içsel dünyalarını da açığa çıkarır. Bu eser, misafirlikten yola çıkarak, ilişkilerin karmaşıklığını ve insanın yalnızlığını ortaya koymaktadır. Yazar, mizahi bir üslup ile derin gözlemler yaparak, okuyucuya hem eğlenceli hem de düşündürücü bir okuma deneyimi sunar.
Kitapta yer alan karakterler, günlük yaşamın sıradan bireyleri olarak karşımıza çıkar. Her biri farklı arka planlara sahip olsa da, ortak bir noktada buluşarak misafirlik temasında birleşirler. Karakterlerin içsel çatışmaları, toplumsal beklentilerle bireysel arzular arasında gidip gelirken, okuyucuya çeşitli perspektifler sunmaktadır. Yazar, karakterlerinin derinliklerine inerek, onların hayata dair sorgulamalarını ve içsel yolculuklarını etkili bir şekilde işler. Mizah ve ironi ile harmanlanmış diyaloglar, karakterlerin dinamik yapısını ortaya koyar ve okuyucunun onlarla bağ kurmasını kolaylaştırır.
Kitap, bireylerin sosyal ilişkileri üzerinden psikolojik bir çözümleme sunar. Misafirlik, yalnızlık hissi ve insanın başkalarıyla olan etkileşimleri arasındaki dengeyi sorgulamakta önemli bir yer tutar. Karakterler, misafirler aracılığıyla kendi içsel sorunlarıyla yüzleşirler. Bu süreç, insanın yalnızlık duygusunu ve sosyal bağların önemini anlama çabasını yansıtır. Kaymaz, mizahı kullanarak, bu karmaşık duyguların altını çizer ve okuyucunun karakterlerle empati kurmasını sağlar. Ayrıca, sosyal normların ve beklentilerin birey üzerindeki etkilerini de irdeleyerek, insan psikolojisinin derinliklerine ışık tutar.
Eserde, misafirlik kavramı üzerinden felsefi bir sorgulama yapılmaktadır. İnsanların birbirleriyle olan ilişkileri, yalnızlık ve aidiyet duygusu üzerine derin düşüncelere kapı açar. Yazar, misafirlerin ev sahibi ile kurduğu ilişkileri inceleyerek, insanın sosyal varlık olma gerçeğini sorgulatır. Misafirlik, sadece fiziksel bir ziyaret değil, aynı zamanda ruhsal bir etkileşim olarak ele alınır. Bu bağlamda, insanın varoluşsal sorgulamaları ve toplumsal bağların önemi vurgulanır. Kaymaz, ilişkilerin geçiciliği ve kalıcılığı üzerine düşünmeye sevk ederek, okuyucuda derin bir felsefi etki bırakır.
Bu kitap için yeterli bilgi bulunamadı.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Beğendim
Beni gerçekten etkileyen bir kitap. Yazara teşekkürler.
İçerik eklemek için giriş yap.
“Anlatamazdım kardeşim. Hâlim yoktu.”
“. Hayatta iki kişiye laf anlatamazsın mümkün değil. Bilene, bir de cahile. Bilen zaten biliyor, nasıl anlatacaksın? Cahil zaten cahil, ne anlayacak? .”
“' Olur mu derler, olur. İnsan hiç görmediğini de özler. Ben seni çok özlerim. '”
“' Olur mu derler, olur. İnsan hiç görmediğini de özler. Ben seni çok özlerim. '”
İçerik eklemek için giriş yap.
Misafirlik kavramı, insan ilişkileri açısından ne gibi derin anlamlar taşımaktadır?
Misafirlik kavramı, insan ilişkileri açısından ne gibi derin anlamlar taşımaktadır?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1962’de Sinop’ta doğdu, herkes ağlasın diye beklerken gık demeden öldü, anneannesi üstüne tülbentini örtüp dua okurken bir daha doğdu, ağlamaya o zaman başladı. Babası, annesini ve beş çocuğunu terk edip giderken o henüz üç buçuk yaşındaydı; beş kardeşin en küçüğü. Annesi devlet memuruydu, ebeydi, Sabiş'ti, tayini çıkınca topladı çoluğu çocuğu, bunu da aldı tekne kazıntısı olarak; Konya'ya götürdü . Bu da çok zeki bir çocuktu; zamanın Maarif Koleji'ne girdiydi, fakat okurken okurken okulun adı değiştiği için Konya Anadolu Lisesi'nden mezun oldu. Başladığı hiçbir okulu bitirememesinde bu travmanın etkisi olduğu söylenir. Nitekim, Ankara Hukuk Fakültesi'ne girdi, ikinci sınıftan terk etti, arada 19 Mayıs Spor Akademisi'ne girdi, hiç başlamadan terk etti, devâmen Hacettepe Üniversitesi İngilizce Dilbilimi Bölümü’ne girdi, Türkçe dersini veremediği için son sınıftan terk etti, en nihâyet Hukuk Fakültesi'ne geri döndü ve fakat onu da bu sefer üçüncü sınıftan ve bir kere daha terk etti. 1976’dan itibaren oyuncu ve teknik direktör olarak hentbolla uğraştı. Çeşitli kulüp takımlarını ve bütün kategorilerde milli takımları çalıştırdı. Hentbol Federasyonu Teknik Kurul Başkanıydı, gene terk etti. 2006 yılında Türkiye Voleybol Federasyonu'nda İcra Kurulu Koordinatörü oldu, 2012'nin sonlarına doğru onu da terk etti. Daha da yazıyor. Yazmayı terk etmeyecek, Hülya'yla beraber evde baktığı on dört baş evlâd-ı hayvanatı terk etmeyecek, Hülya'yı terk etmeyecek. Sevdiklerini asla terk etmedi çünkü.
Sezgin Kaymaz sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri
“Anlatamazdım kardeşim. Hâlim yoktu.”
“' Olur mu derler, olur. İnsan hiç görmediğini de özler. Ben seni çok özlerim. '”
“. Hayatta iki kişiye laf anlatamazsın mümkün değil. Bilene, bir de cahile. Bilen zaten biliyor, nasıl anlatacaksın? Cahil zaten cahil, ne anlayacak? .”
“Anlatamazdım kardeşim. Hâlim yoktu.”
“. Hayatta iki kişiye laf anlatamazsın mümkün değil. Bilene, bir de cahile. Bilen zaten biliyor, nasıl anlatacaksın? Cahil zaten cahil, ne anlayacak? .”