Tempo hiç düşmüyor
Tapio'nun adaya düşmesinden itibaren sayfaları çevirip durmak imkânsız hale geliyor — Tielmann her bölümün sonuna bir soru ya da sürpriz koyarak seni sonraki sayfaya neredeyse zorluyormuş gibi hissettiriyor. Özellikle ilk yarısında bu akış öylesine doğal ki, fantastik öğelerin ve komik anların birbirine geçişi hiç yapay durmuyor; garip yaratıklar ve okul sisteminin gizemi birlikte ilerliyor ve merak duygusu asla tükenmiyyor. Manga çizimleri de bu hızlı ritmi kırıyor değil, tam tersine aksiyon sahnelerinde okuduğun şeyin görsel karşılığını hemen görmek, heyecanı iki kat artırıyor. Kitabı bir nefeste bitirmiş oldum çünkü Tielmann hiç sıkıştırma yapmadan, sadece gerekli şeyleri anlattığı için her sayfa ağır gelmiyor.


















