Güzel ama Mesafeli
Okakura'nın çayı bir felsefeye dönüştürmesi beni çekti, ama sayfalar ilerledikçe o şiirsel anlatım biraz boğmaya başladı—sanki her cümle bir vaaz gibi hissettim, kendimi dinletilmek yerine öğretiliyormuş gibi. Bununla beraber, çayın sadece bir içecek değil, bir hayat tutumu olduğu fikri beni gerçekten düşündürdü ve kendi hızlı yaşamımda bir duraksama noktası yarattı. Kitap beni tam olarak ikna etmese de, Okakura'nın Doğu kültürüne olan sevgisinin samimiyetini hissettim—bu da beni takdir etmeme zorlayan bir şey oldu.










