Kadın ve doğa… Her ikisi de tarih boyunca egemen güçlerin baskısına maruz kalmış, faydacı amaçlarla kullanılmış ve ikincil konuma itilmiştir. Çeviri eylemi de tıpkı kadın ve doğa gibi uzun süre özgün metnin “kopyası” olarak görülmüş, böylece değersizleştirilmiştir. Çeviribilimde Feminist ve Ekofeminist Yaklaşımlar, bu ortak tahakkümün izini sürerek çeviriyi bir yeniden yaratım ve dönüşüm alanı olarak konumlandırır. Feminist çeviri kuramlarını ekofeminist düşünceyle buluşturan eser, Charlotte Perkins Gilman'ın Herland (Kadınlar Ülkesi) adlı (eko)feminist ütopyasını çözümleyerek kadın ve doğa temsillerinin erek dilde nasıl yeniden anlamlandırıldığını tartışır ve ekofeminist çeviri kuramına yönelik özgün bir katkı sunar. Bu kitap, edebiyatın ve çevirinin dönüştürücü gücünü hatırlatarak kadının ve doğanın sesini daha duyulur kılmayı amaçlıyor. Kadın ve doğa arasındaki yakınlığı, kadın-erkek düalizmini ve hayvanlar üzerindeki tahakkümün söylemlerini analiz eden çalışma; tüm bu alanlarda baskı kuran gücün aslında aynı kökten beslendiğini ortaya koyuyor. Böylece cinsiyet, ırk ve tür temelli her türlü ikiliğe karşı farkındalık yaratmayı ve çeviri aracılığıyla toplumsal bilincin yükseltilmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Önsöz Mütercim-tercümanlık yurdumuzda elliden fazla üniversitede okutulmakta, çeviribilim alanında akademisyenlerimizin sürdürdükleri araştırmalar dünya çapında ses getirmekte. Öte yandan en az otuz yıllık bir geçmişi olan feminist çeviri yaklaşımları Türkiye’de henüz yeni yeni yankı uyandırıyor, müfredata ekleniyor, bu konuda yayınlar yavaş yavaş artıyor. Diğer taraftan dünya çapında bir iklim krizinin ve biyoçeşitlilik kaybının tam ortasındayız. Yangınlar, seller, kuraklıklar, eriyen buzullar, yükselen denizler, hızla yok olan canlılar her gün haberlerde; bize alışkanlıklarımızı, yaşam tarzlarımızı sorgulamamız ve tez vakitte değiştirmemiz gerektiğini hatırlatıyorlar. Her bilim dalı bu sorunlara karşı çözüm üretme yarışında. Türkiye’deyse tartışmalar genel olarak çevre kirliliğiyle sınırlı kalıyor, özellikle de beşeri bilimler çerçevesinde henüz kuramsal bir baglama tam olarak oturtulamıyor. “Çeviribilimde Feminist ve Ekofeminist Yaklaşımlar” işte bu boşluğu dolduracak. Hem feminist çeviri yaklaşımlarını hem de ekofeminist kuramsal çerçevelerini okurlara ayrıntılı olarak tanıtacak. Kitap öncelikle feminist çeviri tarihi, kuram ve pratiğinin bir özetini, ayrıca Türkiye’de bu alanda yayımlanan araştırmaların bir kaynak taramasını sunuyor. Sonra ekofeminizmin gelişimini dile getirip, dil ve edebiyatta önemini vurguluyor, çeviribilimde şimdiye kadar nasıl uygulamaya geçirildiğini anlatıyor. Son olarak da bu kuramsal söylemlerin edebiyat ve çeviribilimde nasıl kullanılabileceğini ayrıntılı bir metin incelemesiyle örnekliyor. Ön Söz vi Ön Söz Kadın-erkek, insan-doğa, doğa-toplum/kültür ya da canlı-cansız dualizmlerini kanıksamak, dünyaya bu açılardan bakmak yarardan çok zarar getirmiştir hep. İnsanların kendilerini dünyadan yalıtılmış ve yalnız hissetmelerine, bu boşluğu doldurabilmek için de her fırsatta tüketimciliği ve sömürgeciliği seçmelerine neden olmuştur. Şimdiye kadar kendileri ya da başkaları için özgürlük elde etmek isteyenlerse birbirlerinden ayrı ayrı sürdürdüler çabalarını - hayvan hakları, kadın hakları, doğa hakları, çeşitli ırk, etnik ve toplumsal cinsiyet hakları... Oysa hepsinin sömürülmesinin kökeninde aynı güç dengeleri yatıyor. Ekofeminizm bu dengeleri ve dualizmleri sorguluyor, yüzeyde birbirinden farklı görünen baskı ve sömürge biçimlerinin aslında birbirleriyle nasıl örtüştüklerini kanıtlıyor. Eminim ki bu kitap üniversitelerimizde açılmaya başlayan ekoçeviri ve feminist çeviri derslerinin vazgeçilmez bir parçası olacak, bu alanda yeni yüksek lisans ve doktora tezlerine kaynaklık edecek, okurları ekofeminist etkinliklere davet edecek. Bu çalışmaları sabırsızlıkla bekliyor olacağım! Prof. Dr. Şebnem Susam-Saraeva (Edinburg Üniversitesi)
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Kübra Çelik'in 'Çeviribilimde Feminist ve Ekofeminist Yaklaşımlar' adlı eseri, çeviribilim alanında feminist ve ekofeminist perspektifleri kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Kitap, çeviri pratiğinin toplumsal cinsiyetle olan ilişkisini irdeleyerek, dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda toplumsal dinamikleri nasıl şekillendirdiğini göstermektedir. Feminist teorilerin çeviri süreçlerine olan etkileri, güç ilişkileri ve dilin cinsiyetlendirilmesi gibi konular üzerinden detaylandırılırken, ekofeminist yaklaşım ise doğa ile kadın arasındaki bağı sorgular. Yazar, bu iki perspektifi harmanlayarak, okuyuculara çevirinin çevresel ve toplumsal adaletle nasıl kesiştiğini sunar. Kitap, akademik bir dilin yanı sıra, eleştirel düşünmeyi teşvik eden bir anlatı tarzı ile zenginleştirilmiştir. Sonuç olarak, eserin, çeviribilim alanında feminist ve ekofeminist yaklaşımlar hakkında derin bir anlayış geliştirmeye yardımcı olacak nitelikte olduğu söylenebilir.
Bu kitap, feminist ve ekofeminist yaklaşımların çeviribilimde nasıl bir rol oynadığını derinlemesine incelemektedir. Feminist teorilerin, özellikle dil, toplumsal cinsiyet ve güç ilişkileri üzerindeki etkileri, çeviri pratiği bağlamında ele alınır. Ekofeminist perspektif ise doğa ile kadın arasındaki bağlantıları vurgularken, çevresel sorunların toplumsal cinsiyetle nasıl örtüştüğünü gözler önüne serer. Çevirinin, toplumsal ve kültürel yapıların yeniden üretimindeki rolü, bu iki yaklaşımın kesiştiği noktada tartışılır. Kitap, okuyuculara sadece çeviri yöntemleri hakkında bilgi vermekle kalmaz, aynı zamanda bu yöntemlerin arka planındaki toplumsal cinsiyet ve çevresel adalet meselelerini derinlemesine sorgular.
Bu kitapta karakterler yerine daha çok kavramlar ve teorik çerçeveler ön plana çıkmaktadır. Feminist ve ekofeminist düşünürlerin görüşleri, kitap boyunca farklı bakış açılarıyla sunulmaktadır. Bu bağlamda, yazar Kübra Çelik, feminist teorisyenlerin çeviri sürecindeki etkilerini, dilin cinsiyetlendirilmesi ve güç dinamikleri üzerinden analiz eder. Ekofeminist düşünürler ise doğa ile kadın arasındaki ilişkiyi sorgulayarak, çevresel sorunların toplumsal cinsiyetle olan bağlantısını ortaya koyar. Bu kavramsal yapı, okuyucunun anlayışını derinleştirirken, her iki yaklaşımın da çeviribilimdeki önemini vurgular.
Bu eser, bireylerin toplumsal cinsiyet rollerine dair psikolojik algılarını sorgulamaktadır. Feminist ve ekofeminist yaklaşımlar, okuyucuların toplumsal cinsiyetle ilgili önyargılarını ve bu önyargıların dil üzerinden nasıl yeniden üretildiğini incelemektedir. Çeviri süreçlerinde karşılaşılan cinsiyetçi dil kullanımı, bireylerin kimliklerini nasıl etkilediği üzerine psikolojik bir perspektif sunar. Bu bağlamda, dilin gücü ve bireylerin toplumsal cinsiyet rollerinin bu dil aracılığıyla nasıl şekillendiği, eser boyunca ele alınan önemli bir temadır. Okuyucular, bu süreçte kendi psikolojik yapılarını ve toplumsal normlara karşı duyarlılıklarını sorgulama fırsatı bulurlar.
Kitap, feminist ve ekofeminist düşüncenin felsefi temellerini de sorgulayan bir yapıya sahiptir. Feminist teori, varoluşsal ve ontolojik sorulara yanıt ararken, cinsiyetin toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini inceler. Ekofeminist perspektif ise doğanın insan üzerindeki etkisini ve doğa ile insan arasındaki ilişkiyi sorgularken, felsefi bir derinlik sunar. Bu bağlamda, çeviri pratiğinin sadece bir teknik olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve çevresel adalet arayışında nasıl bir rol oynadığını tartışır. Eser, okuyucularına felsefi bir sorgulama yapma imkanı tanırken, toplumsal cinsiyet ve çevresel adaletin kesişim noktasında düşünmeyi teşvik eder.
Kitap, feminist ve ekofeminist düşüncelerin tarihsel gelişimini de incelemektedir. Feminist hareketlerin tarihsel bağlamı, dil ve çeviri pratiği üzerindeki etkilerini anlamak açısından önemlidir. Ekofeminist düşüncenin ortaya çıkışı, çevresel sorunların toplumsal cinsiyetle olan bağlantısının farkına varılmasıyla şekillenmiştir. Bu tarihsel arka plan, okuyucuya feminist ve ekofeminist yaklaşımların günümüzdeki önemini kavrama fırsatı sunar. Eser, bu bağlamda, çeviribilim alanında feminist ve ekofeminist yaklaşımların nasıl geliştiğini ve bu gelişimin toplumsal normlar üzerindeki etkilerini tartışmaktadır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Kübra Çelik'in Litopya kataloğunda bir kitabı bulunuyor: “Çeviribilimde Feminist ve Ekofeminist Yaklaşımlar”. Kitap 2025 yılında NOBEL BİLİMSEL etiketiyle yayımlandı. 124 sayfa. Bilim & Mühendislik kategorisinde yer alıyor. Kitabın tanıtımından: “Kadın ve doğa… Her ikisi de tarih boyunca egemen güçlerin baskısına maruz kalmış, faydacı amaçlarla kullanılmış ve ikincil konuma itilmiştir. Çeviri eylemi de tıpkı kadın ve doğa gibi uzun süre özgün metnin “kopyası” olarak…” Litopya okurları bu kitaba 16 puan bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.19.
Kübra Çelik sayfasının tamamı