Nilgün'ün Gerçek Yüzü
Defterler'i okurken en çok şaşırdığım şey, Nilgün Marmara'nın günlüklerinde kendini çelişkilerle, tereddütlerle, hatta zayıflıklarıyla göstermekten çekinmemesi oldu. Kırmızı Kahverengi Defter'ten sonra oluşan mitolojik imajın gerisinde, çok daha insan bir karakter var — karar alamayan, sevdikleriyle ilişkisinde sıkıntı yaşayan, kendini sorgulamaktan asla vazgeçmeyen biri. Günlükler ilerledikçe Nilgün'ü daha yakından tanıyorsunuz, ve bu yakınlık çoğu insanın zannettiğinden çok daha karmaşık, çok daha kırılgan bir kişiliğin ortaya çıkmasını sağlıyor. Bu, sadece bir defter değil; bir insanın kendi kendini anlamaya çalışması, ve bunu okumak gerçekten yürek kırıyor.





