Acılı topraklarda yaşıyoruz, ölüm mahalleden kapı komşumuz oldu; hastanelere barış pankartlarında yaralılar taşınıyor… Düşündüklerini bağırarak dikte ettiren kaşarlanmış siyasetçiler akan kanı durdurma yeteneklerini çoktan yitirmiş durumdalar. “Dinsel, milliyetçi sağ”ın ve “devletsi örgütlenmelerle iktidarı ele geçirmeye talip olan sol”un düşünce biçimlerinde sorun var! Hem de çok! Dışarıdan Düşünmek bu durumu saptayan, daha ötesi kimi önerilerde bulunan makalelerden oluşuyor. Bu topraklarda hemen hiç girişilmeyen bir çabaya, “düşünce”nin kendisini sorunsallaştırmaya girişiyor. Zihnimizi, bedenimizi ve duygularımızı kendisine hapseden düşünceden beslenen “temsil”in her seferinde yeniden üretilen “haysiyetsiz” boyutunu deşifre ediyor. Hatip’in, kürsüde bağırdığından daha az; Şair’in, kuytuda fısıldadığından daha çok olduğuna dikkat çekiyor. “Emirlerden müteşekkil bir grameri zihnimize kim ve neden işledi?” gibi sahih sorularla meşgul oluyor. “Emir yukarıdan gelir ama aşağıdan yukarıya yeniden üretilir!” benzeri saptamalarda bulunuyor. “Hâkim anlamların ve kurulmuş düzenin” parçası olan yazı’yı sorgulamaktan ve “devlet-dışı” olduğunu iddia eden yazar’ın ona ihanet de etmesi gerekliliğinden söz ediyor. Yasaya boyun eğen, grameri kusursuz kullanan, terbiyeli, steril ve düzenli normal bireyin iktidarın kara kutusu olduğunu, Aşk’ı bile devletleştirdiğini örneklerle gösteriyor. Ve “yenme-yenilme” ikileminde işleyen düşünce biçiminin tüm bu sorunların kaynağını oluşturduğuna, Gezi Ayaklanması’nın bu topraklardaki en “haysiyetli” kitlesel hareket olduğuna işaret ediyor. “Düşünmek (= yaratmak) temsilden çıkmaktır” diyen bir “devlet-dışı” düşünce arayışına girişmeye cesareti olanlar için… Evet, yalnız onlar için! Ömer Faruk “İstikrar” arayışına, ekonomik kaygılara ve kimlik politikalarına endekslenmiş bir toplumsal düzende eleştirel düşünce iki seçenekle karşı karşıya kalır: Ya eleştiriyi bırakıp başka bir yere gitmek ya da eleştiriye farklı bir içerik kazandırmak. Her iki durumda da zorunlu olan, mevcut düşünce kalıplarına olan mesafeyi koruyabilmektir. Eleştiri var olanla yetinemez, “yeni” vaadi olmadan yapamaz. Deleuze’ün ısrarla tekrarladığı gibi, eleştiri, çağına ve zamanına karşıdır; şimdi ile şimdi olmayan arasındaki, “zamanımız” ile “zamansız” olan arasındaki karşıtlıkta icra edilir. “Zamansız” olan, gelecek olanın zamanıdır. Dışarıdan Düşünmek “zamansız” olanı, yirminci yüzyılın en yaratıcı düşünürlerinden Deleuze ile birlikte arayan; onun, “Yaratıcılık yeni kavramlar üretmektir” sözlerini akılda tutarak yeni bir toplumsallığın dinamikleri üzerine düşünen cüretkâr bir kitap. Bülent Diken, Lancaster Üniversitesi, İngiltere
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Dışarıdan Düşünmek, Deleuze ve Guattari'nin felsefi perspektiflerini inceleyen bir derleme niteliği taşır. Kitap, düşüncenin sınırlarını zorlayarak, bireyin toplumsal yapılarla olan ilişkisini ele alır. Yazarlar, felsefeyi, sanatı ve siyaseti bir araya getirerek, bu alanların nasıl etkileşimde bulunduğunu sorgular. Düşünce eyleminin, bireysel bir çaba olmanın ötesinde, toplumsal bir dönüşüm aracı olduğunu vurgularlar. Felsefi kavramların yanı sıra, sanatın ve siyasetin rolü de derinlemesine irdelenir. Düşünme eylemi, yalnızca entelektüel bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal bir devrim potansiyeli taşır. Bu bağlamda, okuyucuya yeni bir düşünsel ufuk açmayı hedefler. Kitap, karmaşık teorik yapısını sade bir dille ifade ederek, geniş bir okuyucu kitlesine hitap eder.
Bu kitap, Gilles Deleuze ve Félix Guattari'nin düşünce dünyasını merkezine alarak, felsefe, siyaset ve sanat arasındaki ilişkileri sorguluyor. Dışarıdan düşünmek, bireyin toplumsal yapılarla olan ilişkisini ve bu yapıların nasıl dönüştürülebileceğini irdeleyen bir perspektif sunuyor. Yazarlar, düşüncenin sınırlarını zorlayarak, alışılmış kalıpların dışına çıkmayı öneriyor. Düşünme eylemi, yalnızca bireysel bir çaba değil, aynı zamanda kolektif bir hareketin parçası olarak ele alınıyor. Bu bağlamda, kitap, okuyucularını düşünmeyi yeniden tanımlamaya ve alışılmışın ötesinde bir perspektif kazandırmaya davet ediyor.
Kitap, belirli bir karaktere odaklanmaktan ziyade, Deleuze ve Guattari'nin düşünsel tasarımlarını ve kolektif düşünceyi öne çıkarıyor. Bu bağlamda, her bir yazar, felsefi anlayışını ve sanat ile siyaseti nasıl harmanladığını okuyucuya sunuyor. Düşünürlerin karakteristik özellikleri, yenilikçi bakış açıları ve alışılmış sınırları aşan fikirleriyle belirginleşiyor. Onların düşünceleri, bireyselliğin ötesinde, toplumsal bir bilinç ve kolektif bir kimlik arayışında şekilleniyor. Bu durum, okuyucunun kendi düşünsel yolculuğuna da kapı açıyor.
Kitap, psikolojik açıdan bireylerin düşünme biçimlerini ve toplumsal yapıların bu düşünceleri nasıl şekillendirdiğini inceler. Düşüncenin alışılmış kalıpların dışına çıkması, bireyin kendi kimliğini bulma çabasını da beraberinde getirir. Deleuze ve Guattari, bireylerin psikolojik durumlarını, toplumsal baskılarla etkileşim içinde ele alarak, düşüncenin özgürleşme potansiyelini vurgular. Bu bağlamda, bireylerin içsel çatışmaları, düşünce süreçleri ve toplumsal normlarla olan ilişkileri derinlemesine sorgulanır. Dışarıdan düşünmek, bireylere yeni bir bakış açısı sunarak, kendi psikolojik sınırlarını aşmaları için bir fırsat yaratır.
Felsefi açıdan kitap, düşüncenin özgürlüğü ve yaratıcılığını sorgulayarak, Deleuze ve Guattari'nin düşüncelerinin derinliklerine iner. Dışarıdan düşünmek, geleneksel felsefi yapıları sarsmayı ve alışıldık düşünce biçimlerini sorgulamayı gerektirir. Bu, bireyin felsefi bir varlık olarak kendini yeniden tanımlaması anlamına gelir. Felsefe, yalnızca soyut düşüncelerin değil, aynı zamanda pratik eylemlerin de bir parçasıdır. Kitap, düşüncenin sınırlarını aşarak, felsefeyi yaşamın her alanına entegre etme çabası içinde, okuyucuya yeni bir felsefi perspektif sunar.
Dışarıdan Düşünmek, Deleuze ve Guattari'nin felsefi mirası üzerinde durarak, 20. yüzyılın sonlarından itibaren ortaya çıkan düşünce akımlarını ele alır. Bu dönem, felsefi düşüncenin yanı sıra, sanat ve siyaset alanında da önemli dönüşümlerin yaşandığı bir zaman dilimidir. Postmodernizm ve eleştirel teori gibi akımlar, Deleuze ve Guattari'nin düşüncelerinin şekillenmesinde etkili olmuştur. Kitap, bu tarihsel arka planı göz önünde bulundurarak, okuyucuya felsefi düşüncenin evrimi hakkında bilgi verir ve bu süreçte düşüncenin nasıl bir dönüşüm geçirdiğini irdeler.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Deleuze ve Guattari'nin düşüncelerinin günümüzdeki toplumsal olaylara nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?
Deleuze ve Guattari'nin düşüncelerinin günümüzdeki toplumsal olaylara nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Kolektif, Litopya'da en çok okunan yazarlardan biri. Litopya kataloğunda 39.519 kitabı yer alıyor. Kitapları 5-2026 yılları arasında 0-6 YAŞ YAYINLARI, 1001 Cicek Kitaplar, 10 ADIM YAYINCILIK etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 269 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Çocuk Kitapları ve Ders Kitapları kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “İçindekiler” (okur puanı 8.59). Litopya okurları bu kitaplara 272.886 puan ve 687 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.51.
Kolektif sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri











