2011‘DE DİYAR-I AŞK :ESANS ADIYLA VİZYONA GİRECEK OLAN ŞEMS-İ TEBRİZİ ve MEVLANA FİLMİNİN ROMANI “Melâhat Ürkmez Hanımefendi Şems-i Tebrizî ve Mevlâna ile ilgili yazdığı bu romanında bazı yanlı bilim adamlarının düştüğü hataya düşmemiş ve olaylara objektif olarak yaklaşmaya çalışmıştır.” Dr. Nuri ŞİMŞEKLER Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü Müdürü “Yapıtta esen Derrida rüzgârı, eseri benzersiz kılan bir ufku müjdelemektedir. Bu kitaptaki didaktik öğeler o kadar spontan ki, kitabın bütününü kapsayan o lirik coşkuyu öldürmek ya da gölgelemek şöyle dursun tam tersine çok farklı bir damardan gelerek besliyor. Yazar bunu ustaca kullanmış. İmgeler son derece canlı. Modernitenin ve postmodernitenin tam da aradığı imgeler… Metaforları titizlik, dikkat ve dozunda kullanmış. Romanda metinden birdenbire elini nasıl çekeceğini ya da yapıtın önünden yürümeyeceği anları iyi hesap etmiş. Tam da burada, Metne, bizzat Şems ve Mevlâna doğrudan giriyorlar. Karşımızda bütün heybetiyle Şems var. Bundan sonra yazar kalemi tekrar eline aldığında Mevlâna’nın bıraktığı heybet yazarın elinde dehşet bir üsluba dönüşüyor.” Ali Uğur GÜNDEM Avukat - Yazar “Sevgili Melâhat Ürkmez Hanımefendi’nin büyük bir gayret, azâmi dikkat ve hassasiyetle bir araya getirdiği ‘Diyâr-ı Aşk’ isimli eseri, aşk-u muhabbetin çok değerli seçkin örneklerinden biridir.” H.Nur ARTIRAN Şefik Can Uluslararası Mevlânâ Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı “İnsan-ı kâmilleri anlatırken bazısı ilmel yakîn bazısı aynel yakîn seviyesinde onların hakikatini açıklar. Bu kitap Şems’i öğrenerek bilenlerin kitabıdır. Bu yüzden yazılmış birçok ilmî eserden çok daha kıymetlidir. Hz. Mevlâna’nın anlaşılması, bilinmesi, Hz. Şems’in böyle anlatıldığı kitaplarda görülmesiyle mümkündür.” Cemalnur SARGUT TÜRK Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi Başkanı “Melâhat Ürkmez Hanımefendi’nin toplumumuza kazandırdığı bu büyük eserinde, “Bir” olmuş iki can olan, Mevlâna ve Şems'in, O en büyük “BİR”e doğru nasıl yol aldıklarını gözlemleyecek, adeta o anları yaşadığınızı hissedeceksiniz.” Prof. Dr. Şükrü ÖZER Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Genel Cerrahi A.B.D. Öğretim Üyesi
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Diyar-ı Aşk İlahi Ulak Şems-i Tebrizi, okuyucuyu Şems-i Tebrizi'nin hayatına ve onun ilahi aşk anlayışına götürüyor. Roman, Şems'in Konya'ya gelişiyle başlıyor ve Mevlana Celaleddin Rumi ile olan derin dostluğunu ve etkileşimini ele alıyor. Şems, Rumi'nin hayatına girerek ona yeni bir bakış açısı kazandırıyor. İkili arasındaki diyaloglar, aşkın ve varoluşun anlamına dair derin sorgulamalara dönüşüyor. Şems'in mistik öğretileri, Rumi'nin ruhsal evriminde önemli bir rol oynarken, aynı zamanda toplumun geleneksel normlarına meydan okuyor. Roman ilerledikçe, hem Şems hem de Rumi, aşkın ve manevi arayışın derinliklerine iniyor, bu süreçte karşılaştıkları zorluklar ve içsel çatışmalar okuyucuya sunuluyor. Eser, aşkın sadece bir duygu değil, bir yaşam felsefesi olduğunu ortaya koyarak, tasavvufun derinliklerine iniyor.
Diyar-ı Aşk İlahi Ulak Şems-i Tebrizi, aşkın ve ruhsal yolculuğun derinliklerine inen bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Tasavvufun mistik dünyasında, insan ruhunun ilahi aşka ulaşma çabası, eserin ana temasını oluşturuyor. Yazar Melahat Kıyak Ürkmez, Şems-i Tebrizi'nin hayatı ve öğretisi üzerinden, aşkın sadece bir duygu olmadığını, aynı zamanda bir varoluş biçimi olduğunu vurguluyor. Bu bağlamda, aşkın dönüştürücü gücü ve insanın kendini bulma yolculuğu, eserin merkezinde yer alıyor. Tasavvuf öğretisinin derinliklerine inerek, okuyucuyu manevi bir yolculuğa çıkaran kitap, aynı zamanda insanın içsel dünyasındaki çatışmaları ve arayışları da ele alıyor.
Diyar-ı Aşk İlahi Ulak Şems-i Tebrizi, Şems-i Tebrizi karakteri etrafında şekilleniyor. Şems, sadece bir öğretmen değil, aynı zamanda derin bir mistik ve aşkın sembolü olarak öne çıkıyor. Onun karakteri, cesareti, özgünlüğü ve derin sezgisiyle dikkat çekiyor. Şems, toplumsal normların ötesine geçerek, gerçek aşkı ve ilahi sevgiyi arayan bir figür olarak tasvir ediliyor. Bu bağlamda, onun karşısında yer alan diğer karakterler, Şems'in derinlikli bakış açısını sorgulayan ve kendi içsel yolculuklarına çıkma cesaretini arayan bireyler olarak beliriyor. Şems'in varlığı, karakterlerin dönüşüm süreçlerinde belirleyici bir rol oynuyor.
Diyar-ı Aşk İlahi Ulak Şems-i Tebrizi, karakterlerin psikolojik derinliklerine inerek, insanın içsel çatışmalarını ve ruhsal arayışlarını gözler önüne seriyor. Şems, Rumi'ye ilham vererek onun ruhsal dönüşümüne katkıda bulunuyor. Bu dönüşüm süreci, bireyin kendini keşfetmesi, içsel huzurunu bulması ve gerçek aşkı deneyimlemesi açısından kritik bir öneme sahip. Rumi'nin Şems ile olan ilişkisi, bir yandan bağımlılık ve tutku, diğer yandan özgürleşme ve kendini bulma arayışı gibi karmaşık duygusal durumları barındırıyor. Şems'in varlığı, Rumi'nin psikolojik yapısında derin değişimlere yol açarken, okuyucuda da benzer içsel sorgulamalar yaratma potansiyeli taşıyor.
Diyar-ı Aşk İlahi Ulak Şems-i Tebrizi, felsefi açıdan aşkın doğasına ve varoluşun anlamına dair önemli sorgulamalar yapıyor. Aşk, eserde sadece bir duygu değil, aynı zamanda insanın evrendeki yerini anlaması, kendini bulması ve ilahi olana ulaşması için bir yol olarak tasvir ediliyor. Şems'in öğretileri, bireyin içsel yolculuğunu ve manevi gelişimini destekleyen bir felsefi anlayış sunuyor. Eser, aşkın doğasının derinliklerinde yatan özün, insanın varoluşsal sorgulamalarıyla birleştiği bir noktaya işaret ediyor. Bu bağlamda, hem bireysel hem de evrensel bir aşk anlayışı geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Diyar-ı Aşk İlahi Ulak Şems-i Tebrizi, 13. yüzyıl Selçuklu döneminde Konya'da geçmekte ve bu tarihsel bağlam, eserin derinliğini artırmaktadır. Şems-i Tebrizi ve Mevlana Celaleddin Rumi'nin ilişkisi, bu dönemde tasavvuf düşüncesinin gelişimi açısından önemli bir yere sahiptir. Şems, dönemin sosyal ve kültürel yapısına meydan okuyan özgün bir karakter olarak öne çıkarken, Rumi de onun etkisiyle mistik bir yolculuğa çıkar. Bu bağlamda, eserdeki olaylar ve karakter etkileşimleri, tasavvufun ve ilahi aşkın tarihsel köklerini anlamak için bir fırsat sunuyor. Konya'nın tarihi ve kültürel zenginliği, romanın atmosferine derinlik katıyor.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Melahat Kıyak Ürkmez, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 11 kitabı yer alıyor. Kitapları 2005-2019 yılları arasında Destek Yayinlari, ESER KİTAP, GENÇLİK KİTABEVİ etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 275 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak İslam ve Tasavvuf kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Şems-i Tebrizi” (okur puanı 8.16). Kitabın tanıtımından: “Bu kitapta, zâhiri ilimlerde zirveye ulaşmış bir müderrisi, bilginler bilginini önünde diz çöktürerek öğrenci yapan, geleneksel tasavvufa başkaldıran, anlaşılması ve açıklaması güç, tehlikeli görülen davranışlara götüren, Şems-i…” Litopya okurları bu kitaplara 92 puan bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.13.
Melahat Kıyak Ürkmez sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri