Rahatsız eden ama boş hissettiren
Ömer Ziya'nın bu kitabı beni ilk başta gerçekten kışkırtmıştı — Kaya Kaçan'ın eşeğe dönüşmesi, Ender Kaygısız'ın tuhaf ölümü, bu saçma detaylar bir şeyler söylüyor diye düşünmüştüm. Ama okudukça farkettim ki yazar bu absürd sahneleri öyle bir şekilde sunuyor ki, bazen derin bir mesaj varmış gibi hissettiriyor, bazen de sadece garip olduğu için garip kalıyor. Mutsuzluk ve kader üzerine söylenecek şeyler var burada, ama bunlar bana çoğu zaman tam olarak dokunmadı — sanki yazarın kendisi de ne demek istediğinden emin değilmiş gibi geldi. Yine de bu belirsizlik, kitabı bitirdikten sonra hâlâ kafamda dolaşıyor, o da bir şey.
