Katalog mı, Kitap mı?
Kuşoğlu'nun otuz beş sanat dalını tek tek anlatma biçimi beni çok yordu — her sayfada yeni bir zanaat, yeni bir nesne, ama hiçbirinin içine gerçekten giremiyorum. Sedefkârlığın, tesbihçiliğin nasıl yapıldığını öğrendim evet, ama bu sanatların insanların yaşamında ne anlam taşıdığını, nasıl geliştiğini, neden unutulduğunu anlamaktan çok uzak kaldım. Yazarın müze doldura doldura biriktirdiği eserlerden bahsederken duyduğu sevgi hissediliyor, fakat kitap bunu okura aktaramıyor — adeta bir koleksiyoncu envanteri okuyorum, bir tarih kitabı değil.










