Dicle ile Fırat'ın arasında, suyun hem hayat verdiği hem yok ettiği bir coğrafyada, insanlık ilk kez düşünmeyi taşa, kerpice ve sur duvarına döktü. Uruk, Ur, Babil, Nippur, Ninova... Bu kentler, kaos ile düzen arasındaki kadim gerilimin mekâna işlenmiş halidir. Turgay Ovalı bu kitapta, antik Mezopotamya kentlerini düşünce ile mekânın birbirini karşılıklı olarak ürettiği diyalektik bir süreç olarak okuyor. Yaratılış mitlerinden zigguratların kozmik mimarisine, sulama kanallarının siyasi gücünden çivi yazısının doğuşuna, saray-tapınak ilişkisinden Hammurabi Kanunları'na, kutsal ile profan mekânların ayrımından tufan sonrası yeniden inşa döngüsüne kadar uzanan on bir bölümlük bu yolculuk, mitolojik metinleri, hukuk derlemelerini ve arkeolojik verileri Lefebvre, Foucault ve Ricoeur gibi düşünürlerle diyalog içinde yeniden okuyor. Düşünce-Mekân Diyalektiğinde Antik Mezopotamya Kentleri, insanlığın ilk kentlerinin taşlarında saklı olan soruyu bugüne taşıyor: Mekân mı düşünceyi biçimlendirir, yoksa düşünce mi mekânı? Kent tarihi, felsefi coğrafya, arkeoloji ve Yakın Doğu çalışmalarıyla ilgilenen her okur için özgün ve derinlikli bir kaynak.
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Bu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Aynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri