Arif Keskiner... Renkli bir kişilik. Ve onun kaleminden anıları. Kimler yok ki bu anılarda. Türkân Şoray’dan Kadir İnanır’a, Kemal Sunal’dan Şener Şen’e, Yaşar Kemal’den Duygu Asena’ya, Yılmaz Güney’den Ahmet Kaya’ya, İsmet Ay’a, Yaman Okay’a, Özcan Özgür’e, Adnan Polat’a, herkes arzı endam ediyor. Ya hiç bitmeyen Sezen Aksu’lu hikâyeler... Politikacıları da unutmamış Arif Keskiner, Fındık Kralı Lokman Kondakçı’nın film yaptığı dönemlerde onunla çalışan, senaryo yazıp, asistanlık yapan, bugünün ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu, SESAM’ın kuruluşunda büyük emeği geçen Mesut Yılmaz ve Ahmet Piriştina. TRT’ye TRT dışından yapılan ilk dizi film “Bay Alkolü Takdimimdir”in yapım macerası. Senaryosunu Attilâ İlhan’ın yazdığı O Sarışın Kurt’un Hollywood serüveni. Ve Bodrum... Dünü bugünü. Sıradan, kendi halinde bir sahil köyü olan Türkbükü’nün, sosyetenin mekânı haline gelişi... Ve zamansız ölümler. “Yine mi güzeliz, yine mi Çiçek, Arif Abi” diyenlere “Elbette Çiçek” diyor Arif Keskiner. İçindekiler; Moskova - Taşkent – İstanbul, Bir hatırlatma, Unutamadığım kız, Taşkent Film Festivali, Festival’in açılış filmi: “Selvi Boylum Al Yazmalım”, Kadir İnanır Apollon gibi, Türkân Şoray Taşkent’e geliyor, Kadir’in kıskançlığı, Ver elini Kırgızistan, Cengiz Aytmatov: “Ellerine sağlık Arif. Güzel bir film olmuş.”,“Çok ayıp ettim galiba, Arif Bey.”, Yarım kalan bir film projesi, Hastalanıyorum, Kaçamaksız seyahat olur mu?, Taşkent’ten birkaç anı, Valentina’nın cevabını merak ediyorum, Boşanma ilamını alıyorum, Yeniden Moskova..., Dosdoğru evlendirme dairesi, Üç ay nasıl bekleyeceğim?, “Maden”, Tarık Akan’ın intikamı, Vizyona girmeden gişe yapan film, Antalya Film Festivali, Kemal Sunal’la ikinci filmimiz: “Köşeyi Dönen Adam”, İki yıl önce yaptığımız filmden yargılanıyoruz, Yeniden Moskova, “Yok Nâzım yıkanmazmış, yok Nâzım...”, Aşkabat, “He ya. Ayalıyım.”,“Düğün pilavı yenmeden düğünden gidilmez.”, Çiçekler içinde yat Ekber Babayev, “Nece konuşuyorsun kızla?”, Ve düğün, “Galata Köprüsü’nün üzerinden karanfiller at denize.”, Evliydik ama ayrıydık, Beyaz güller, “Çekirdekleri mi yenecek yoksa dışı mı?”, “Bir oğlun oldu.”, “Valentinaaa! Valentinaaa!”, Hasan Arifoviç, Kemal sordu: “Uçakla mı?”, Mariana, İklime oldu Klimova , Mesut Yılmaz, 12 Eylül 1980, Sen misin sokağa çıkma yasağını ihlal eden, Belgesel maceram ve Banker Kastelli, Kastelli yurtdışına kaçıyor: tığ-ı teber şah-ı merdan ortada kalıyoruz, Korsika Film Festivali’nden davet ve bir yol hikâyesi, “Ver elini Paris!”, Nihayet Korsika, Varsa yoksa sinema, “Hazal”, “Yılanı Öldürseler”, Hep yapmak isteyip de yapamadığım filmler, Küçük bir saptama, Bodrum’daki cennet, “Bugüne kadar tek bir Atatürk filmi çekilmedi!”, “O Sarışın Kurt”, CHP’nin İstanbul Belediye başkan adayı: Adnan Polat, “O Sarışın Kurt” Hollywood yolcusu mu?, Bir sonraki gün New York’a uçtuk, Deprem bizi de yıktı, Adnan Polat’la dostluğum hiç bitmedi, Musa Eroğlu ve Âşık Mahzuni, İnsanca, uygarca, dostça ve dostlarla yaşamak; bence hayat da bu olsa gerek, TRT’ye dizi yapma macerası, Banka banka teminat mektubu arıyorum, Sevgili Babuş, “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu. Birinciliği beyaza verdiler.”, “Nakit yok likit var!”, TRT dışından TRT için yapılan iki Yeşilçam dizisi, “Senin sayende ‘Çalıkuşu’na başlıyorum.”, Özel TV’lerde yerli filmler dönemi, Yine Yeşilçam , Kaldığım yerden, Bir kez daha Moskova Film Festivali, Fransız İhtilali’nin iki yüzüncü yıl dönümünde Paris, Bodrum... Bodrum..., Ver elini Bodrum, Bir erken ölüm: Yaman Okay, Asker ziyareti bahane yılbaşı eğlencesi şahane, Korkusuz bir kadın: Halet Çambel ve bir bilge insan: Nail Çakırhan, Yaşar Kemal hep hayatımın içinde oldu, Dün ve bugün Bodrum, Elveda Türkbükü... Elveda Bodrum..., Ver elini Küba, Bir nikâh ve Kos Adası, Sezen’li hikâyeler hiç bitmez, Pavyonculuk, Can bir dostun ölümü
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Elbette Çiçek, Arif Keskiner'in hayatına dair anılarını ve deneyimlerini samimi bir dille aktardığı bir eserdir. Kitap, yazarın çocukluğundan başlayarak, gençlik yıllarındaki hayal kırıklıkları, aile ilişkileri ve toplumla olan etkileşimlerini ele alır. Keskiner, yaşadığı zorluklar ve mücadeleler aracılığıyla okuyucuya, insan olmanın getirdiği karmaşıklıkları ve derin duyguları aktarır. Eserde, bireyin kendini bulma süreci, hayata tutunma çabası ve umut arayışı gibi temalar işlenir. Yazar, kişisel hikayesi üzerinden evrensel bir anlatım sunarak, okuyucuya kendi yaşam yolculuğunda bir ayna tutar. Bu yolculukta, sevgi, dostluk ve hayal kırıklıklarıyla örülü bir dizi olay, okuyucunun duygu dünyasında iz bırakır.
Elbette Çiçek, bireyin içsel yolculuğunu ve yaşamın zorlukları karşısında gösterdiği direnci merkezine alır. Yazar Arif Keskiner, kendi yaşam deneyimlerini ve gözlemlerini paylaşarak okuyucuya hayata dair derin bir bakış sunar. Çiçek, aynı zamanda umut, sevgi ve insan ilişkilerinin önemini vurgulayan bir tema olarak öne çıkar. Biyografi ve otobiyografi unsurlarını harmanlayarak, insan ruhunun karmaşıklığını ve bireysel hikayelerin evrenselliğini keşfeder. Bu eser, yaşanmışlıkların ve anıların derinliğinde kaybolmuş bireyleri yeniden hatırlatır.
Arif Keskiner, Elbette Çiçek'te kendi yaşamından yola çıkarak çok boyutlu bir karakter sunar. Yazar, kendini sorgulayan, içsel çatışmalar yaşayan ve yaşadığı olaylar karşısında derin bir duygu dünyası taşıyan bir birey olarak karşımıza çıkar. Olaylar karşısındaki tutumu, yaşadığı hayal kırıklıkları ve umut arayışı, okuyucuya onun içsel dünyasını anlamada yardımcı olur. Keskiner, karakterinin yaşadığı deneyimlerle evrensel duyguları yansıtmayı başarırken, okuyucunun empati kurmasına olanak tanır.
Elbette Çiçek, insanın içsel çatışmalarını ve psikolojik derinliklerini ele alarak okuyucuya bireyin ruh halini anlama fırsatı sunar. Arif Keskiner, yaşadığı deneyimlerle bireyin psikolojik durumunu, hayal kırıklıkları ve umut arayışlarıyla şekillendirilmiş bir yapı içinde inceler. Kendine yabancılaşma, toplumdan kopma ve içsel huzursuzluk gibi temalar, eserde güçlü bir şekilde işlenmiştir. Bu bağlamda, okuyucu, karakterin düşünceleri ve duygusal durumu üzerinden kendi ruhsal yolculuğuna dair bir bakış açısı kazanır.
Elbette Çiçek, yaşamın anlamı ve bireyin varoluşsal sorgulamaları üzerine derin bir felsefi tartışma sunar. Arif Keskiner, insanın hayat yolculuğu boyunca karşılaştığı zorluklar ve bu zorluklar karşısındaki tutumu üzerinde durarak, insanın özünü ve varoluşunun anlamını sorgular. Hayatın geçici doğası, sevgi ve umut gibi kavramlar, eserde felsefi bir derinlik kazanır. Okuyucu, bu felsefi bakış açısıyla, kendi yaşamını ve deneyimlerini sorgulama fırsatı bulur.
Elbette Çiçek, yazarın yaşamından kesitler sunarken, aynı zamanda dönemin toplumsal ve kültürel yapısını da yansıtır. Arif Keskiner, yaşadığı dönemin sosyal dinamiklerini, aile yapısını ve insan ilişkilerini edebi bir dille aktarır. Kitap, bireyin yaşadığı toplumsal olaylara karşı verdiği tepkileri ve bu olayların birey üzerindeki etkilerini tarihsel bir bağlamda ele alarak, okuyucuya derin bir perspektif sunar. Bu yönüyle eser, tarih ve bireysel deneyimlerin iç içe geçtiği bir anlatım sergiler.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1938'de Adana'nın Osmaniye ilçesinde doğdu. İstanbul Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu'nu bitirdi.
Arif Keskiner sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri