ALBISDANCAM İÇİN SÖYLÜYORUM: DİLİM BU SESLERİ TURNADAN M'ALDIN? Albısdanca sözlüğü Arif Bilgin'in hazırladığı "Elbistanca Sözlük", bir yandan bildiğimiz, her gün kullandığımız sözcüklerin Elbistan ağzında aldığı biçimleri bir yandan da Elbistan ve çevresine özgü olan sözcükleri veriyor bize. Tahsin Yücel / Sözlük (14 Şubat 007, Çarşamba) MİLLİYET-Kitap eki Elbistanlı, kasabasından bayağı uzak olan Kayseri'de kendisininkinden ayrı bir ağız konuşulduğu izlenimine varmaz, Şarkışlalı Aşık Veysel'i de kendi kasabasının bir ozanı gibi dinler. Ama arabayla üç saatte ulaştığı Malatya'da çevresine kulak verdi mi "Buranın ağzı bambaşka", der hemen; Gaziantep'te de öyle. Elazığ'ın uzun çarşısından Muğla'nın Gümüşlük Köyü'ne, kimi biraz daha yakın kimi biraz daha uzak, nice ağızlarla karşılaşır daha böyle. Ama Allah'ına kurban olduğum Adana'nınki de içinde olmak üzere, tüm bu Anadolu ağızlarının ortak bir yanı vardır: Güzel bir türkü gibi dinlersiniz hepsini; biraz daha kulak verince de Türkçenin ileri bir evresini yansıttıklarını görürsünüz. Ancak kimileri önlerinde hazır buldukları önyargıları öyle özümlemişlerdir ki böyle bir saptamaya gülerler. Önyargının öncülerinden biri de Ziya Gökalp'tır: Dilimizin geliştirilmesine ilişkin yanlış ve çelişkin görüşlerinden birini de sıkı bir beyitle ölümsüzleştirmiştir: "İstanbul konuşması En sâf, en ince bize." Dilin belirleyiciliği Söylemek bile fazla, 'zevkler ve renkler tartışılmaz'; İstanbul ağzı da Diyarbakırlı düşünürümüze 'en sâf, en ince' gelebilir. Ne var ki, Anadolu ağızlarıyla karşılaştırıldığı zaman, onun hayran olduğu bu dil, hele bu dizeleri yazdığı dönemde, dilbilimsel açıdan az gelişmiş, kökenbilimsel açıdan da arılığını fazlasıyla yitirmiş bir konuşma dilidir. Buna karşılık, Ankara, Çorum, Kayseri, Sivas, Elbistan, Gaziantep, Malatya ağızları doğal biçimde gelişmiş ve arılıklarını korumuş ağızlardır. Dilbilimcilerin 'en az çaba yasası' açısından bakılınca, Elbistan'ın 'geliyom'u İstanbul'un 'geliyorum'undan daha ileri bir aşamanın göstergesidir. "İyi de nereden çıktı şimdi bunlar? İstanbul ağzının temel ölçüt durumuna geldiği, günümüzün iletişim koşullarının her alanda tek biçimliği desteklediği bir dönemde yerel ağızlara ağıt yakmanın sırası mı?" diyorsanız, hemen vereyim yanıtını. Kaç gündür elimden bırakamadığım bir kitap, değerli öğretmen hemşerim Arif Bilgin'in "Elbistanca Sözlük"ü getirdi beni bu konulara. Bir yandan bu konulara getirirken, bir yandan da Elbistan'a, çocukluğuma, ilk gençliğime götürdü. Dilin belirleyiciliğini bir kez daha gösterdi bana. Elbistan ve çevresi Bu 350 sayfalık sözlük bir yandan bildiğimiz, her gün kullandığımız sözcüklerin Elbistan ağzında aldığı biçimleri (aari / eğri, aasik / eksik, gancık / kancık, gimi / gibi, ilaan / leğen, inne / iğne, vb.) bir yandan da Elbistan ve çevresine özgü olan sözcükleri veriyor bize: Bayak (az önce), bartıl (rüşvet), çemkirmek ( yüksek sesle karşılık vermek), çiltim (küçük salkım), dıbık (hile), efilemek (hafiften yüreği çarpmak), galan (artık), galın (başlık parası), ganime (pek çok), pin (kümes), pisik (kedi), potuk (manda yavrusu), şor (laf), tama (hani ya), uluk (çürük), yaanni (sırt), yalbudak (çıplak), zillik (küçük balık), zurba (sürü). Say daha sayabilirsen! Bu sözcükler karşısında, neredeyse kendiliğinden, öyle güzel, öyle şiirli tümceler oluşuyor ki beynimde; belleğimde öyle hoş deyimler beliriyor ki: "Habba potuk doordu, Godalı'ya goyurdu" gibi, "Gap'ardında yerim olsun, çomça tutan benim olsun" gibi. Burada değil de oradayım sanki, çocukluk ve ilk gençlik günlerimi yeniden yaşıyorum. Sonra birden Veysel'in sazı için söylediğini ben de 'albısdancam' için söylemeye başlıyorum: Dilim, bu sesleri turnadan m'aldın
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Arif Bilgin'in 'Elbistanca Örnekleriyle Elbistan Ağzı' adlı eseri, Elbistan bölgesine özgü dil özelliklerini derinlemesine inceliyor. Kitap, yerel ağızın zenginliğini gözler önüne sererken, bölgenin kültürel kimliğini de vurguluyor. Yazar, çeşitli Elbistan ağızı örnekleriyle okuyuculara bu dilin yapısını, kelime dağarcığını ve kullanım biçimlerini tanıtıyor. Çalışma, ayrıca yerel halkın günlük yaşamlarında, sosyal ilişkilerinde ve kültürel etkinliklerinde bu ağızın nasıl bir yer tuttuğunu detaylandırıyor. Elbistan ağzının, bölgenin tarihsel ve kültürel bağlamıyla ilişkisi, kitabın önemli bir diğer boyutunu oluşturuyor. Kitap, dilbilim alanında önemli bir kaynak olmasının yanı sıra, Elbistan'ın sosyal ve kültürel yapısını da anlamak için bir kapı aralıyor.
Kitap, Elbistan bölgesinin yerel ağzını ve dil özelliklerini ele alarak, kültürel kimliğin oluşumunda dilin rolünü vurguluyor. Elbistan ağzı, zengin bir söz dağarcığı ve kendine has dil yapılarıyla öne çıkıyor. Bu eser, sadece dilbilimsel bir inceleme değil, aynı zamanda bölgenin kültürel mirasını da gözler önüne seriyor. Yerel ağızların korunması ve yaşatılması gerektiği mesajı, kitabın temel temalarından birini oluşturuyor. Dilin, bireylerin kimliğinde ve toplumsal ilişkilerinde nasıl bir etkisi olduğunu ortaya koyarak, okuyuculara derinlemesine bir düşünce sunuyor.
Bu eser belirli bir karaktere odaklanmaktan ziyade, Elbistan bölgesinin dil ve kültürünü temsil eden bir topluluğu ele alıyor. Bölgenin insanlarının günlük yaşamlarında kullandıkları dili, sosyal ilişkilerini ve kültürel değerlerini yansıtan örnekler veriliyor. Dilin, toplumsal yapının bir parçası olarak nasıl şekillendiği ve bireylerin kimliklerini nasıl belirlediği üzerinde duruluyor. Elbistan ağzı, bu topluluğun kendine özgü özelliklerini yansıtırken, karakterlerin dil üzerinden kurdukları bağlar da önemli bir yer tutuyor.
Kitap, Elbistan ağzının bireylerin psikolojik kimlikleri üzerindeki etkisini de ele alıyor. Yerel dilin kullanımı, bireylerin toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirirken, aynı zamanda kendilerini ifade etmelerinde bir araç olarak işlev görüyor. Bu durum, bireylerin kendi kültürel geçmişleriyle bağ kurmalarını sağlıyor. Dil, sosyal etkileşimlerde bir köprü vazifesi görerek, bireylerin grup içindeki yerlerini belirlemede önemli bir rol oynuyor. Elbistan ağzının kullanımı, bireylerin kendilerini ve topluluklarını nasıl algıladıklarını, kimliklerini nasıl inşa ettiklerini etkileyen bir unsur olarak öne çıkıyor.
Eser, dilin ontolojik ve epistemolojik boyutlarını tartışma fırsatı sunuyor. Dil, sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda düşünce biçimimizi şekillendiren bir yapı. Elbistan ağzı, bölgenin kültürel kimliğini yansıtırken, dilin toplumsal bellek ve kimlik oluşturmadaki rolünü sorguluyor. Bu bağlamda, yerel dillerin korunması ve yaşatılması gerektiği düşüncesi, felsefi bir tartışma oluşturuyor. Dil aracılığıyla bireylerin dünyayı nasıl algıladığı ve anladığı sorusu, kitabın derinliklerinde yer alıyor.
Kitap, Elbistan ağzının tarihsel köklerine de değinerek, bölgenin dilsel evrimini ele alıyor. Elbistan, tarihsel olarak çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir bölge olduğundan, dildeki etkilenmeler ve değişimler gözlemleniyor. Bu durum, Elbistan ağzının zenginliğini ve çeşitliliğini artırmış. Yazar, bölgedeki tarihsel olayların ve sosyal değişimlerin, yerel dil üzerindeki etkilerini de irdeleyerek, dilin tarihsel bağlamda nasıl geliştiğini ortaya koyuyor.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Elbistan ağzının korunması ve yaşatılması, bireyler ve toplumlar için neden bu kadar önemlidir?
Elbistan ağzının korunması ve yaşatılması, bireyler ve toplumlar için neden bu kadar önemlidir?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Arif Bilgin, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 17 kitabı yer alıyor. Kitapları 2004-2024 yılları arasında ARİF BİLGİN YAYINLARI, Kitabevi, Kronik Kitap etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 315 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Tarih ve Şehir Kitapları kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Osmanlı Saray Mutfağı (1453-1650)” (okur puanı 8.77). Kitabın tanıtımından: “Elinizdeki eser, dört yüz yıla yakın bir süre Osmanlı Devleti'nin yönetim merkezi olarak kalan Topkapı Sarayı'nın, yaklaşık iki yüz yıllık mutfak teşkilatını ve iaşesini konu almaktadır.Osmanlı saray mutfağı, teşkilat ve işlev…” Litopya okurları bu kitaplara 127 puan ve 2 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.60.
Arif Bilgin sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri






