Kitapta belirgin bir karakter analizi yerine, toplumun genel bir yansıması olarak karakterler şekillenir. Yazar, bireyleri, Batı'nın etkisinde kalan Doğu toplumlarının temsilcileri olarak kullanır. Bu karakterler, çoğunlukla içsel çatışma yaşayan, geçmişle modernite arasında kalmış bireylerdir. Garpzedeler, bu karakterlerin yaşadığı zorluklar ve çaresizliklerle doludur. Her biri, Batı'nın etkileriyle şekillenen bir kimlik arayışında olup, bu süreçte hem kültürel hem de psikolojik sorunlarla yüzleşir. Bu yönüyle, karakterler sadece birey değil, aynı zamanda birer toplumsal simge haline gelir.