The fact that human beings, who have to eat like all other living beings, blend this action with space, social environment, visuality, health, economy and entertainment distinguishes them from all other living beings. Because we are creatures who eat sometimes at a dinner table, sometimes at a table decorated with silver and rare porcelain; sometimes in a tavern with music, sometimes in the taste of a sandwich wrapped in a napkin; when we are happy and when we are in mourning; at the iftar table or in a festival atmosphere. Moreover, we do not only do it for nourishment; we do not avoid diversifying it for pleasure, health, economic, etc. reasons or cultural expansions. We have local cuisines, symbolic flavors and fusion designs that are compatible with global palates. As inhabitants of the global village, we have now opened the doors to a gastro-capitalist social universe where, on the one hand, we develop our industrial food brands ranging from fast food or packaged foods to restaurant chains, and on the other hand, we produce branded gastronomes, chefs, TV programs that reach millions of viewers, and stars who become stars with their recipes on social media channels. In this new civilization we live in, which some define as Industry 4.0 based on high technology, it has become a separate research topic to observe that our eating habits are changing at an extraordinary speed and to follow the change in the spirit of the dining spaces. The author of this book, Durmuş Durukan, tries to convey the sociological environment on both sides of the Bosphorus and the spirit of gastronomy venues, where not only eating and drinking, but also other accompanying social activities take place, through this study that examines the effects of gastronomy on the space-human-society level. Durmuş Durukan shows us all how important interdisciplinary research is in academia with this qualified work that blends gastronomy, sociology and communication disciplines. Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan Üsküdar University, Oxford CRIC Senior Fellow, World Academy of Sciences - Member
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Durmuş Durukan'ın 'Gastronomy, Culture and Media in Everyday Life' adlı eseri, gastronomi ve kültür arasındaki dinamikleri, medya ile olan etkileşimleri inceliyor. Kitap, yemek kültürünün toplumsal yapılar üzerindeki etkisini, medyanın bu kültürel fenomeni nasıl şekillendirdiğini ve bireylerin bu süreçte nasıl rol aldığını ele alıyor. Yazar, günümüz toplumunda yemeklerin sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda bir sosyal etkileşim ve kültürel kimlik unsuru olduğunu vurguluyor. Medya aracılığıyla yayılan gastronomik içerikler, bireylerin yemek kültürlerini nasıl algıladıkları ve bu algının toplumsal normlarla nasıl şekillendiği üzerinde derinlemesine analizler sunuyor. Ayrıca, sosyal medya ve dijital platformların gastronomi üzerindeki etkilerine de dair güncel örnekler veriliyor. Bu bağlamda, gastronominin sadece bir beslenme biçimi değil, aynı zamanda bir kültürel ifade aracı olduğu belirtiliyor.
Bu kitap, gastronomi ve kültür kavramlarının medya aracılığıyla günlük yaşamda nasıl şekillendiğini ele almaktadır. Yazar, yemek kültürü üzerinden insanlar arasındaki sosyal etkileşimlerin nasıl oluştuğunu ve bu etkileşimlerin medya ile nasıl beslenip dönüştüğünü irdeliyor. Gastronominin yalnızca bir beslenme biçimi değil, aynı zamanda bir kimlik ve kültürel ifade aracı olduğu vurgulanıyor. Medyanın bu süreçteki rolü, yemek programları, sosyal medya paylaşımları ve gastronomi temalı içerikler üzerinden analiz ediliyor. Kitap, okuyucuya kültür, medya ve gastronomi arasındaki karmaşık ilişkiyi derinlemesine kavrama fırsatı sunuyor.
Bu kitapta belirli bir karakter analizi yapılmamaktadır, zira eser daha çok kavramsal bir yaklaşımla gastronomi ve kültür arasındaki ilişkiyi irdelemektedir. Yazar, okuyucuya çeşitli gastronomik fenomenler ve medya içerikleri üzerinden bireylerin ve toplulukların yemekle ilişkisini, bu ilişkilerin nasıl kurulduğunu anlatırken, belirli karakterler üzerinden değil, genel sosyal dinamikler üzerinden bir analiz sunuyor. Bu bağlamda, okuyucuya farklı kültürel arka planlardan gelen bireylerin gastronomi ile olan ilişkilerini keşfetme imkanı tanınıyor.
Kitap, bireylerin yemek kültürü ile olan ilişkilerinde psikolojik unsurları da ele almaktadır. Yemeğin, sadece bir besin kaynağı olmanın ötesinde, bireylerin duygusal durumlarını, kimliklerini ve sosyal ilişkilerini nasıl etkilediği üzerinde duruluyor. Yemek yeme eylemi, bireylerin kendilerini ifade etme ve duygusal bağlar kurma aracı olarak öne çıkıyor. Ayrıca, sosyal medya platformlarında paylaşılan gastronomik içerikler, bireylerin kendilerini başkalarına nasıl sunduklarını ve toplumda nasıl yer edindiklerini de etkiliyor. Bu durum, bireylerin sosyal kimliklerini ve toplumsal kabul arayışlarını doğrudan etkileyen bir psikolojik dinamik haline geliyor.
Eser, gastronomi ve kültür arasındaki ilişkiyi felsefi bir bakış açısıyla da değerlendirmektedir. Yemeğin, bireylerin kimliklerini inşa etme ve kültürel değerleri aktarabilme açısından önemli bir araç olduğu savunuluyor. Bu bağlamda, yemek kültürü üzerinden varoluşsal sorulara ve insanın hayatındaki anlam arayışına dair derinlemesine bir sorgulama yapılıyor. Yemek, sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda toplumsal normlar ve değerler ile dolu bir kültürel pratiğin parçası olarak ele alınıyor. Felsefi açıdan bakıldığında, yemek kültürü aracılığıyla bireylerin kendilerini anlama ve dünyaya dair bakış açılarını şekillendirme süreçleri üzerinde duruluyor.
Kitapta gastronominin tarihsel gelişimi ve kültürel bağlamı da ele alınmaktadır. Yazar, farklı dönemlerde ve toplumlarda yemek kültürünün nasıl değiştiğini, bu değişimlerin sosyal yapılar üzerindeki etkilerini inceliyor. Gastronomik pratiklerin tarihsel arka planı, kültürel etkileşimler ve medyanın bu süreçteki rolü, okuyucuya zengin bir perspektif sunmakta. Özellikle, tarih boyunca yemeklerin sembolik anlamları ve bu anlamların toplumların değer yargıları ile nasıl ilişkili olduğu üzerine derinlemesine bir inceleme gerçekleştiriliyor. Bu bağlamda, gastronomi tarihinin kültürel kimlikler üzerindeki etkisi vurgulanıyor.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Durmuş Durukan'ın Litopya kataloğunda 2 kitabı bulunuyor. Kitapları 2022-2025 yılları arasında DORUK YAYINLARI etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 268 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Bilim ve Tarih kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Gündelik Yaşamda Gastronomi ve Medya” (okur puanı 9.40). Kitabın tanıtımından: “Diğer tüm canlılar gibi beslenmek zorunda olan insanoğlunun, bu eylemini mekânla, sosyal çevresiyle, görsellikle, sağlıkla, ekonomiyle ve eğlence ile harmanlaması onu diğer tüm canlılardan ayırır. Zira bizler bazen bir yer…” Litopya okurları bu kitaplara 10 puan bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 9.20.
Durmuş Durukan sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri

Prof. Dr. Muhammed Hamidullah
⭐ 8.3 · 3

Arnold J. Toynbee
⭐ 7.8 · 13

Ralph Waldo Emerson
⭐ 9.7 · 3

Elif Şafak
⭐ 7.9 · 14

Mükerrem Miftah
⭐ 8.5 · 12

Rona AYBAY
⭐ 7.8 · 12