Beklemek Kendisi Bir Oyun
Beckett'in bu oyunu okurken tempo konusunda çok garip bir deneyim yaşadım — hiçbir şey olmuyormuş gibi görünüyor ama aslında her şey oluyor, sadece çok yavaş ve tekrarlı bir şekilde. İlk perdelerde Vladimir ve Estragon'un aynı konuları döne döne konuşması beni biraz sıktı açıkçası, sanki yazar beni da bekletmek istiyor gibiydi, ama sonra fark ettim ki bu durağan akış aslında oyunun asıl mesajı — zaman nasıl geçiyor, nasıl geçmiyor, nasıl da unutuluyor. İkinci perdeye geldikçe bu tekrarlı ritim bana daha anlamlı gelmeye başladı, ama yine de bazen "ne zaman bir şey değişecek" diye düşündüm, ve sanırım tam da o noktada Beckett beni yakalamış.


















