Proust'un Zaman Oyunu
Guermantes Tarafı'nı okurken fark ettim ki Proust aslında hızlı ilerlemeyi hiç amaçlamıyor — o saatleri, dakikaları, anları katlı katlı açıyor. Bir davete gidiş, bir konuşma, bir bakış iki sayfa olabiliyor ama bu "yavaşlık" hiç sıkmadı çünkü her katmanda yeni bir şey keşfediyorsun: anlatıcının Guermantes'lere duyduğu hayranlık nasıl çatlamaya başlıyor, sosyal hiyerarşi nasıl saçma görünmeye başlıyor, aşk ve ilişkiler nasıl anlık duygulardan çok daha karmaşık çıkıyor. Tempo sanki kasıtlı olarak belleğin çalışma hızına ayarlanmış — acele edemiyorsun, çünkü Proust senin de onunla birlikte hatırlamana, sorgulamana, hatta sıkılmana mecbur ediyor. İşte bu yüzden kitap beni bitirmedi, tam tersine çekip aldı.


















