Aşk mı, gerçek mi?
Liam'ın Mikaela'nın yanında her gün konuşmasını okurken, kendi hayatımda sevdiğim insanlar için ne kadar çaresiz hissedebileceğimi anladım—kitap beni o çaresizliğin içine çekti, çıkartmadı. Ama asıl beni sarsan şey, Julian True'nun ortaya çıkmasıyla birlikte Liam'ın aşkının ne kadar naif ve kırılgan olduğunu görmek oldu; sanki çıkartılan her yeni katman, aşkın gerçekliğine bir soru işareti koyuyordu. Hannah'nın bu kadar iyi bir şekilde, bir adamın sevdiği kişiyi tanımadığını fark etmesinin acısını anlatması beni derinden etkiledi—umut ve hayal kırıklığı arasında gidip gelmek çok zor bir deneyim.



















