Macera Bağımlılığının Çıplak Yüzü
David Grief'in hikayesi beni çok derinden sarstı çünkü London, sadece heyecan peşinde koşan bir adamı anlatmıyor—aslında boşluğu macera ile doldurmaya çalışan, para ve güvenliğin yeterli olmadığını fark etmiş bir insanı çiziyor. Tropik denizlerde yaşadığı her tehlikeli anın ardında bir tür kaçış vardı ve ben de okurken kendimi Grief'in bu çaresizliğinde buldum—o kadar zengin, o kadar güçlü, ama içinde hiçbir şey doyurmuyor. London'ın Polinezya'yı anlatış biçimi öylesine canlı, öylesine kokuyor denizden ve tehlikeden ki, Grief'in tutkusu benim de tutkum haline geldi; okurken bile anladım neden bu adam şehirdeki milyonlarını reddediyor. Kitap bittiğinde hala o belirsiz, kapalı sonuyla kalbimde bir sızı kaldı—bazen insanlar sadece kendilerini bulamıyor, o kadar.













