Plath'ın Dili Acı Çekiyor
Günlükler okurken Plath'ın kelime seçimlerinin ne kadar keskin ve kanlı olduğunu fark ettim—sanki her cümle kendi içinde bir ağıt, ama çoğu zaman bu sert, kuru anlatım beni duygusal derinliğe çeken bir sıcaklığa ulaşamıyor, daha çok beynime vuruyor, kalbime değil. Yine de özellikle kendi çelişkilerini yazarken (istediği her şeyi yapamayacağını bilerek yine de istemeye devam etmesi gibi) Plath'ın dili öyle bir iç tutarlılık kazanıyor ki, okurken kendimi onun kafasındaki labirentte kaybolmuş hissediyorum—bu, çok az yazarın başarabileceği bir şey.












