Normalde çok popüler olan kitapları okumamaya çalışıyorum. Çünkü ne zaman çok popüler bir kitap okusam hayal kırıklığına uğruyorum. George Orwell’ın Hayvan Çiftliği bu ön yargımı tamamen kırdı diyebilirim arkadaşlar. Kitabı çok beğendim. Kitapta kullanılan metaforlar çok iyiydi. George Orwell’in önsözünde bahsettiğine göre kitabın konusu o dönemin Sovyetler Birliği ve Stalin! Kitapta, çoğunluğu sağladığınız ve ağzı iyi laf yapan bir temsilciniz olduğu sürece fikirlerin nasıl birer tehlike haline geleceğini, bu tehlikeli fikirlerin nasıl tüm yaşantınıza mal olabileceğini açık saçık görüyorsunuz. Dediğim gibi kitabı maalesef günümüz ile kıyaslayarak kah gülümseyerek kah sinirlenerek bir solukta okudum :) Kitapta önce emeği sömürülen hayvanların insanlara karşı baş kaldırışını, haklı savaşlarını ve eşitlik içerisinde mutlu bir şekilde yaşamalarını bir süre okuyorsunuz. (DEMOKRASİ) Sonrasında sorgulamayan çiftlik halkı yavaş yavaş afyonlanarak farklı bir hayvan grubunun yani domuzların yönetimi altına giriyor. (OLİGARŞİ) Bu hayvan grubu da kendi içinde anlaşmazlığa düşüyor ve tek bir yönetici rejimi başlıyor. (OTOKRASİ) O günden itibaren vahşi eğitilmiş köpekler tarafından itiraz eden veya etmeye kalkan herkes öldürülüp çiftlik bir nevi korku yönetimine geçiyor. Artık çiftliği bir diktatör yönetiyor ! Bu çiftlikte bütün hayvanlar eşittir kuralı, kitabı bir nevi özetleyen o meşhur cümlelere evriliyor; “BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR AMA BAZI HAYVANLAR ÖTEKİLERDEN DAHA EŞİTTİR. " Yazar, yumuşak geçişleri ile muazzam bir distopik toplumsal kurgu oluşturmuş. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim 🙋🏼♀️❤️





































