Saran'ın Söylediği Kadar Yazamadığı
Kitabın felsefesi beni gerçekten yakaladı—engelleri aştıkça güçlenmek, acının içinden anlam çıkarmak gibi fikirler samimi ve inanılır geliyor. Ama yazarın dili bunu taşıyamıyor; sürekli öğüt verici, didaktik bir ton var, sanki bize değil kendisini ikna etmeye çalışıyor. Özellikle tekrar eden cümle yapıları ve kendi düşüncesini çok sık vurgulama ihtiyacı, okurken soluğumu kesiyor—zirveyi "aklına ve kalbine inançla yerleştirmiş" bir karakterin hikâyesini anlatırken, neden yazarın sesini bu kadar ön plana alması gerekiyor ki? Kitap okumaktan ziyade, bir motivasyon konferansı dinleme hissi veriyor.






