Felsefe mi, hikaye mi, ikisi de değil mi?
Kitabın temel mesajı güzel, ama olay örgüsü o kadar zayıf ki sayfalar arasında kaybolup gidiyor — yazar sanki fikrini anlatmak için bir hikaye uydurmuş, hikayeyi gerçekten yaşatmamış. 'Sevgi yolcusu'nun serüveninin ne olduğu, nereye gittiği, karşılaştığı gerçek engellerin neler olduğu hiçbir zaman net olmadığı için, kitap okurken hep hava boşluğunda yüzüyorum gibi hissettim.


















