“"40 Gönlüm olsa 40'ını da sana verirdim. " Diyebileceğimiz insanlar lazım bize, Lazım ki yalnızlığın 40'ı çıksın.......”
Bir tarafta Allah'ın Son Elçisi’nin "Kızlarımın en hayırlısıdır." diye vasfettiği can paresi Hz. Zeyneb... Diğer tarafta nezaketi, anlayışı, cömertliği ve şefkatiyle Hz. Hatice'nin gönlüne taht kuran şair gönüllü yeğeni Ebu'l As... Bu iki mümtaz şahsiyetin muhabbetinden neşet eden bağın gurur, iman, vahiy, ayrılık, hasret ile sınanması... Vahyin "Onları kâfirlere geri göndermeyin!" (Mümtehine Suresi: 10) emriyle ayırdığı bu muhabbetin, yine vahyin ışığında tekrar bir araya gelmesinin zorlu ve çileli hikâyesi... Mekke'nin muannid gururunun verdiği ayrılık kör düğümlerinin, ilahi sevgisinin feyziyle çözülmesi ve hasretin bitmesi... Hz. Zeyneb'in ve Ebu'l As'ın hayatlarının ve muhabbetlerinin ayrıntılarında, bugünün insanlarının da alacağı çok mesajlar var. Kendisi de şair tabiatlı, kaleminden nur damlayan sevgili kardeşim Nurdan Damla'nın bütün bunları destansı ve şiirsel bir lisan ile kaleme aldığı bu eser, gerçekleri romansı bir lezzette aktarmış.Okuyan herkes, bu eserin satırları arasında dolaşırken kendi yüreğine de dokunan bir tılsım, bir haz, bir hatıra yakalayacaktır. Mehmet Ali BULUT Bir yanda Resul kızı, öte yanda şirke batmış bir koca. Aşk var orada, ümit var. Dua, sabır ve gözyaşı var. "Asi olsa da As, bekle!" demiş kızına babası. Hidayetin muştusunu mutsuz yarınlara sarmalayıp "Ah mine'l aşk!" muskasını iliştirip anne yadigârı gerdanlığına, hazin geceleri nur sabahlara kundak eder Zeyneb. Kitabı okuduğunuzda Peygamber’in gözdesi Zeyneb'in hicranını vicdan ocağında gözyaşları ile yakacaksınız. Aşk olsun çile çiçeklerine... Sinan YAĞMUR
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
İçindekiler, hayatın sıradan anlarının, duygusal derinliklerle harmanlandığı bir roman. Eser, ana karakterin içsel yolculuğunu ve etrafındaki insanlarla olan ilişkilerini keşfeder. Karakter, günlük yaşamında karşılaştığı zorluklarla başa çıkarken, kendi kimliğini bulmaya çalışır. Ailevi bağlar, dostluklar ve aşk ilişkileri; karakterin içsel çatışmalarını derinleştirir. Roman, karakterin geçmişiyle günümüzdeki yaşamı arasındaki bağlantıları irdeleyerek, okuyucuya derin bir içsel sorgulama sunar. Her bölümde, karakterin hissettiği duygular ve yaşadığı olaylar, okuyucuya yoğun bir empati hissi yaşatır. Sonuç olarak, İçindekiler, bireyin varoluşunu sorguladığı, hayatın anlamını aradığı ve ilişkilerinin karmaşasında kaybolduğu bir yolculuğun hikayesidir.
İçindekiler, bireyin içsel yolculuğunu ve günlük yaşamın sıradan anlarını derinlemesine ele alan bir eserdir. Yazar, karakterleri aracılığıyla hayatın karmaşasını, insan ilişkilerinin doğasını ve bireyin kendini keşfetme sürecini inceler. Duygusal derinlik ve içsel çatışmalar, kitabın ana temasını oluştururken, okuyucuya kendi yaşamına dair düşünme fırsatı verir. Bu roman, sıradan olayların nasıl derin anlamlar taşıyabileceğini gözler önüne serer ve okuyucunun kendi deneyimleriyle bağ kurmasını sağlar. Karakterlerin içsel monologları ve günlük hayattaki detaylara verdiği önem, kitabın duygusal yoğunluğunu artırır.
İçindekiler'deki karakterler, okuyucuya derinlemesine bir bakış açısı sunar. Her biri, farklı yaşam tarzları ve zorluklarla yüzleşirken, içsel çatışmalarını ve hayata dair bakış açılarını sergiler. Yazar, karakterlerin psikolojik derinliklerine inerek, onların geçmiş deneyimlerinin ve ilişkilerinin bugünkü hallerini nasıl şekillendirdiğini gösterir. Bu karakterler, sadece bireysel hikayeler sunmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal normlar ve bireylerin bu normlarla olan mücadeleleri üzerine de derinlemesine düşünmemizi sağlar. Onların birbirleriyle olan etkileşimleri, insan ilişkilerinin karmaşıklığını gözler önüne serer.
İçindekiler, karakterlerin psikolojik derinliklerini ustaca işleyerek, insan psikolojisinin karmaşıklığını gözler önüne serer. Karakterlerin içsel çatışmaları, geçmiş travmaları ve toplumsal baskılar, onların davranışlarını ve seçimlerini etkiler. Yazar, bu durumu, bireylerin kendilerini bulma ve içsel huzuru sağlama çabası üzerinden ele alır. Roman, okuyucuya, bireylerin duygusal durumlarıyla empati kurma imkanı tanırken, insanın ruhsal durumunun nasıl şekillendiğini de sorgulatır. Bu yönüyle, karakterlerin yaşadığı psikolojik süreçler, kitabın derinliğini artıran önemli bir unsurdur.
İçindekiler, varoluşsal temalar ve hayatın anlamı üzerine derin sorgulamalar yapar. Yazar, karakterler aracılığıyla, bireyin kendi kimliğini bulma çabasını ve toplumsal normlarla olan çatışmalarını irdeler. Bu bağlamda, roman, bireyin içsel dünyası ile dış dünyası arasındaki dengeyi sağlamaya çalışmasının felsefi boyutunu keşfeder. Hayatın geçiciliği, ilişkilerin karmaşıklığı ve bireyin kendi anlamını yaratma sorumluluğu, eserin temel felsefi sorgulamalarındandır. Bu yönüyle, okuyucuya derin düşünsel yolculuklar yapma fırsatı sunar.
İçindekiler, çağdaş Türk toplumunun dinamiklerini ve bireyin bu toplumsal yapıda nasıl bir yer edindiğini ele alır. Yazar, romanın arka planında yer alan toplumsal ve kültürel unsurları işlerken, Türkiye'nin modernleşme sürecinin birey üzerindeki etkilerini de sorgular. Aile yapısı, toplumsal normlar ve bireysel özgürlükler arasındaki gerilim, eserin tarihsel bağlamını oluşturarak, okuyucuya dönemin ruhunu hissettirir. Böylece, roman sadece bireysel bir hikaye değil, aynı zamanda toplumsal bir eleştiri niteliği taşır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
“"40 Gönlüm olsa 40'ını da sana verirdim. " Diyebileceğimiz insanlar lazım bize, Lazım ki yalnızlığın 40'ı çıksın.......”
“Bazen insan mutlu olmak için değil de , Mutsuz olmamak için yaşıyor.....”
“Mutlu edebiliyorsan mavisin, gökyüzüsün, Mutlu edebiliyorsan İNSANSIN......”
“"40 Gönlüm olsa 40'ını da sana verirdim. " Diyebileceğimiz insanlar lazım bize, Lazım ki yalnızlığın 40'ı çıksın.......”
“Mutlu edebiliyorsan mavisin, gökyüzüsün, Mutlu edebiliyorsan İNSANSIN......”
“Bazen insan mutlu olmak için değil de , Mutsuz olmamak için yaşıyor.....”
“"40 Gönlüm olsa 40'ını da sana verirdim. " Diyebileceğimiz insanlar lazım bize, Lazım ki yalnızlığın 40'ı çıksın.......”
“Bazen insan mutlu olmak için değil de , Mutsuz olmamak için yaşıyor.....”
“Mutlu edebiliyorsan mavisin, gökyüzüsün, Mutlu edebiliyorsan İNSANSIN......”
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1963 yılında doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nde eğitim gördü. Şiir, deneme, makale, hikâye ve romanları küçük yaşlardan itibaren değişik dergi ve gazetelerde yayımlandı. Yazdığı birçok tiyatro oyunu sahnelendi. On beş dile çevrilen 365 Günde Sevgili Peygamberim kitabıyla 2007 Türkiye Yazarlar Birliği ve yurt dışında en iyi çeviri ödülünü aldı. Başta destansı romanı Hz. Hatice olmak üzere romanlarıyla yüzbinlerce okura ulaştı. TRT’de metin yazarlığı yaptı. Değişik dünya dillerine çevrilen kitapları Rusya’dan Amerika’ya, Endonezya’dan Avrupa’ya pek çok ülkede yayınlanmaya devam etmektedir. Yurt içinde ve yurt dışında “Adanmış Ömürler” konulu konferanslarını sürdürmektedir. Evli ve üç çocuk annesidir.
Nurdan Damla sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri











