Türklerin aileler/boylar vasıtasıyla günümüzde büyük bir coğrafyaya yayıldığı gerçeği yapılan araştırmalar neticesinde kabul görmektedir. En kadim kültür birikimlerinden birini teşkil eden Türk medeniyeti, bünyesinde barındırdığı tarihî ve kültürel hafızayı ana yurdundan çok uzaklara taşımaya ve bunu yaparken özgünlüğünü korumaya devam etmiştir. Dünyanın dört bir yanında yaşayan Türkler, gelenekleri, görenekleri ve kültürel özellikleriyle birbirine benzemekte, ortak kültür noktalarında birleşmektedirler. Ortaklaşan kültürel dinamiklerin belirlenmesi konusunda aile, önemli bir kültürel mekân görevi görür. Prof. Dr. Abdülkadir Yuvalı ve Dr. Hikmet Demirci’nin birlikte kaleme aldıkları Türk Dünyası’nın Ortak Kültür Tarihinde Aile ve Kadın başlıklı çalışmada, İslamiyet öncesi dönemde kadın ve ailenin durumu, Türklerin devletleşmesinde ailenin yeri ve kadının konumu, Türk ailesinin anaerkil mi yoksa ataerkil mi olduğu, Türk Dünyası’nda aile ve akrabalık terimleri gibi ana temalara değiniliyor. Kadim Türk topluluklarının günümüz Türklerine bıraktığı kültürel aile mirası ve kodları kronolojik olarak incelendiğinde, Türk ailesinde kadınının yeri daha net ortaya çıkacaktır. Çalışma, beş ana bölümden oluşuyor. Birinci bölüm, İslamiyet öncesi dönemde Türk ailesi ve kadını başlığını taşıyor. Bu bölümde, aile nedir, aile kurumunun genel özellikleri nelerdir, İslamiyet öncesi dönemde kurulan (Büyük Hun İmparatorluğu, Göktürkler, Uygurlar, Kırgızlar, Türgişler, Karluklar ve Oğuz Yabgu Devleti; Karadeniz’in Kuzeyindeki Türkler, Avrupa Hunları, Avarlar, Hazarlar, Peçenekler, Uzlar, Sabarlar, Kuman-Kıpçaklar ve Bulgarlar) Türk devletlerinde aile ve kadın hangi özellikleriyle öne çıkmıştır, Türk topluluklarında tarihi süreçte kullanılan aile ve kadın terminolojisi nelerden oluşmuştur, Türk ailesine dair ana tartışma konuları nelerdir gibi araştırmanın genel çerçevesini belirleyen sorulara cevap veriliyor. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türk Dünyası’nda aile ve kadın başlığıyla sözlü kaynaklarda, mitlerde, destanlarda, halk hikâyelerinde, masallarda, atasözlerinde yer alan aile ve kadına dair kullanımlar değerlendiriliyor. Üçüncü bölümde, Türk Dünyası’nda aile fertleri hakkında bilgiler verilirken dördüncü bölümde, Türk Dünyası’nın ortak kültüründe evlenme ve evliliklere dair gelenekler noktasında ortak değer ve anlayışlar inceleniyor. Beşinci bölümde ise Türk topluluklarında aile-toplum ilişkisi ve ailenin topluma karşı sorumlulukları ele alınıyor.
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
İçindekiler, tarihsel olayları detaylı bir şekilde inceleyerek okuyucuya sunan bir eserdir. Kitap, çeşitli dönemlerde yaşanan olayları ve bu olayların toplumsal etkilerini irdeleyerek, tarihsel bilincin nasıl oluştuğunu gözler önüne seriyor. Yazarlar, farklı bakış açılarıyla tarihi olayları analiz ederek, okuyucunun tarihsel bilgi dağarcığını genişletmeyi hedefliyor. Eserde, özellikle önemli dönemler ve olayların yanı sıra, bunların günümüzle olan bağlantıları da ele alınıyor. Bu bağlamda, tarih sadece geçmişte yaşanan olaylar olarak değil, aynı zamanda günümüzü şekillendiren dinamik bir süreç olarak sunuluyor. Anlatım, akademik bir üslup benimsemekle birlikte, okuyucunun ilgisini çekecek şekilde kurgulanmış. Okur, tarihsel detayların yanında, bu olayların insanlık üzerindeki etkilerini de keşfetme fırsatı buluyor.
Bu kitap, tarih ve araştırma-inceleme alanında derinlemesine bir bakış sunarak, geçmişin olaylarını ve bunların günümüzdeki etkilerini ele alıyor. Yazarlar, tarihi olayları sadece kronolojik bir sıralama olarak değil, aynı zamanda bu olayların sosyal, kültürel ve ekonomik yönlerini de inceleyerek okuyuculara daha bütünsel bir anlayış kazandırmayı amaçlıyor. Eser, tarihsel olayların insanlar üzerindeki etkilerini ve toplumsal hafızanın nasıl şekillendiğini irdeleyerek, okurlarını düşünmeye teşvik ediyor. Bu bağlamda, tema tarihsel olayların günümüzdeki yansımaları ve insanlık durumuna dair derinlemesine bir sorgulama içeriyor.
Bu kitapta belirgin karakterler yerine, tarihsel olaylar ve dönemler ön plana çıkıyor. Yazarlar, belirli figürler veya karakterler üzerinden değil, geniş bir perspektiften tarihi olayları ve bunların etkilerini ele almayı tercih etmişler. Bu yöntem, okuyucuların tarihsel süreçleri daha iyi anlamalarına yardımcı olurken, aynı zamanda karakterlerin bireysel hikayeleri yerine kolektif bir tarih bilinci oluşturmayı hedefliyor. Karakterizasyon, daha ziyade olayların ve süreçlerin etkileri üzerinden şekilleniyor.
Kitap, tarihsel olayların insan psikolojisi üzerindeki etkilerini de gözler önüne seriyor. Yazarlar, geçmişte yaşanan travmaların, toplumların kolektif hafızalarında nasıl yer ettiğini ve bireylerin bu hafızayla nasıl başa çıktıklarını irdeleyerek, okuyuculara derin bir psikolojik bakış açısı sunuyor. Tarihsel olayların bireyler üzerindeki etkisi, kimlik oluşumunu ve toplumsal dinamikleri şekillendiren önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda, tarih sadece geçmişte kalmış bir dizi olay olarak değil, aynı zamanda insanların ruh hallerini, düşünce biçimlerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen bir faktör olarak ele alınıyor.
Eserde, tarih ve felsefe arasındaki ilişki de sorgulanıyor. Yazarlar, tarihin nasıl bir bilgi alanı olduğu ve bu bilginin insan yaşamındaki anlamı üzerine düşünmeye yönlendiriyor. Tarihsel olayların felsefi boyutları, insanlık durumunu ve varoluşsal sorgulamaları etkileme potansiyeline sahip. Kitap, tarihsel bilginin sadece geçmişi anlamakla kalmayıp, aynı zamanda geleceği şekillendiren bir unsur olduğunu da vurguluyor. Bu açıdan, tarih felsefesi, insanın kendi varoluşunu ve toplumsal yapısını anlaması için bir araç olarak sunuluyor.
İçindekiler, tarihsel olayları irdeleyerek, geçmişin bugüne nasıl bir miras bıraktığını analiz ediyor. Yazarlar, belirli dönemler ve olaylar aracılığıyla, tarihsel süreçlerin toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor. Kitap, okuyuculara tarihsel bağlamda olayların neden ve sonuçlarını anlamaları için gerekli perspektifi sağlıyor. Bu açıdan, eser tarihsel olayların günümüzdeki yansımalarını tartışarak, geçmişin öğrenilmesi gereken derslerle dolu olduğunu hatırlatıyor. Yazarların tarihi olayları ele alışı, sadece akademik bir inceleme değil, aynı zamanda günümüz toplumlarına ayna tutan bir sorgulama niteliği taşıyor.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1971-1972 öğretim yılında Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversite de 1974 yılında yüksek lisans, 1979 yılında da doktora çalışmasını Prof. Dr. Bahaeddin Ögel’in danışmanlığında tamamladı. Gazi Eğitim Enstitüsü ve Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okullarında görev yaptı. 1981-1982 öğretim yılında Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi (Yrd. Doç.) olarak göreve başladı. 1986-1987 yılları arasında Fransa’da, L’Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales bünyesinde, Prof. Dr. A. Bennigsen ve Prof. Dr. Louis Bazin ile birlikte araştırma-incelemelerde bulundu. 1991-1992 Öğretim yılında Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde (Doç. Dr.), 1995-1999 yılları arasında Atatürk Araştırma Merkezinde Bilim ve Yürütme Kurulu Üyesi oldu. 1999-2004 yılları arasında Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi’nde Rektör Vekili (Eş Rektör) olarak görev yaptı. 2003 yılında aldığı (TÜRKSAV) Türk Dünyası Hizmet Ödülü de dâhil 7’si yurt dışı ve 5’i de yurt içi olmak üzere 12 Üstün Hizmet-Başarı ödülüne layık görüldü. 17’si doktora, 68 lisansüstü tez danışmanlığı, 9’u müstakil, 18 kitabı, 25 kitap editörlüğü, yurt-içi ve yurt dışında 80 makale ve 70 civarında bilimsel tebliği bulunmaktadır. 2015 yılında Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi iken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Emekli olduktan sonra 2017 yılında İlhanlı Tarihi, 2021 yılında da Cengiz Han (XIII. Yüzyılın Dâhi İnsanının Başarılarının Arka Planı) adlı eserleri yayımlandı. Halen “Türklerde Devlet Düşüncesi” konulu kitap çalışmasını sürdürmektedir.
Prof. Dr. Abdulkadir Yuvalı sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri