Anı ve Kimlik Arasında Sıkışmış
Uluser'in anlatıcısı beni çoğu zaman içinde hapsedilmiş hissettirdi — kitaplarından ayrılmanın travmasıyla bu kadar derinden boğuşan bir kişinin kendi iç dünyasında nasıl hareket edeceğini merak ettim. Karakterin yoksunluk ve hatırlama arasında sıkışıp kalışı gerçekten dokunucu, ama bazen bu kapalılık, onun kendini yeniden tanımlamasını engel gibi geldi bana. Belki de bu bilinçli bir seçimdi — belki de kayıp yaşayan birinin gelişmesi değil, yara izleriyle yaşamayı öğrenmesi önemlidir. Yine de, karakterin bu durgunluk halinden biraz kurtulmasını, en ufak bir çıkışını görmek isterdim.







