Rousseau'nun Acı Gerçekliği
Rousseau'nun söylemi başta ağır ve felsefi görünse de, sayfalar ilerledikçe bir çeşit hipnotik ritme giriyor — sanki o, tarihten çıkıp doğrudan sana konuşuyor. İlk kez okurken kendi hayatımın içinde yaşadığım çelişkileri bu kadar net görmüş hissettim; kitabın hızı yavaş ama kesin, bir cerrahın eline benziyor. Özellikle insanı "doğal halinden" "uygar halına" taşıyan kırılma noktalarını anlatırken, Rousseau'nun cümlelerinin ağırlığı, insan ruhunun gerçekten de ne kadar ağır bir yükü taşıdığını hissettiriyor. Bu kitap seni rahat bırakmıyor — ve tam da bu yüzden çok güçlü.




















