Herkes için eşitlik ilkesini güvence altına almayı amaçlayan 6701 Sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağına ilişkin getirmiş olduğu düzenlemeler ile Türk Hukukuna yeni bir boyut kazandırmıştır. İş Hukukunda eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağına ilişkin temel kanuni düzenlemeyi 4857 sayılı İş Kanununun 5. maddesi oluşturmaktadır. Bu konuya ilişkin uyuşmazlıklar bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde çözümlenmeye çalışılmaktadır. 6701 sayılı Kanun kapsamında getirilen düzenlemeler neticesinde işverenin eşit davranma borcunun sınırları genişletilmiş ve iş ilişkisinin kurulmasından önceki süreci de kapsayacak biçimde işverene eşit davranma ve ayrımcılık yasağına aykırı davranmama yükümlülüğü getirilmiştir. Bu çalışmada işverenin eşitlik ilkesini gözetme ve ayrımcılık yasağına aykırı davranmama borcu 4857 sayılı Kanun ve 6701 sayılı Kanunda yer alan düzenlemeler, yaptırımlar ve ispat yüküne ilişkin kurallar kıyaslanarak anlatılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda 6701 sayılı Kanunun yürürlüğe girmiş olduğu 2016 yılından itibaren Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu tarafından eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağına ilişkin verilen ve özellikle işçi ve işveren arasındaki ilişkileri ilgilendiren kararlara yer verilmeye çalışılmıştır.
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Kübra Demir'in kaleme aldığı bu eser, 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu çerçevesinde iş hukukunda eşitlik ilkesini ve ayrımcılık yasağını kapsamlı bir şekilde inceliyor. Kitap, iş hayatında karşılaşılan ayrımcılıklara dair çeşitli örnekler sunarak, hukukun bu konudaki rolünü sorguluyor. Yazar, hukukun yalnızca kurallardan ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir adalet sağlamak için araç olduğunu vurguluyor. Eşitlik ilkesi, sadece bir yasal zorunluluk olmakla kalmayıp, aynı zamanda bireylerin onurunu koruma amacı taşımaktadır. Kitapta, iş yerlerinde cinsiyet, etnik köken, engellilik gibi çeşitli ayrımcılık biçimlerine dair detaylı incelemeler yer alıyor. Ayrıca, Türkiye’deki insan hakları uygulamalarına dair eleştiriler ve öneriler de sunulmakta. Sonuç olarak, eser, okuyuculara hukukun toplumsal adalet sağlama potansiyelini gözler önüne seriyor.
Kitap, iş hukuku bağlamında eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağını derinlemesine ele alarak, Türkiye'deki insan hakları uygulamalarını sorguluyor. 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu çerçevesinde, iş hayatında ayrımcılığın önlenmesi ve herkesin eşit haklara sahip olması gerektiği vurgulanıyor. Yazar, hukuk normlarının yanı sıra toplumsal cinsiyet, etnik köken ve engellilik gibi çeşitli boyutlarda ayrımcılığı değerlendirerek, hukukun toplumsal adalet sağlama konusundaki rolünü tartışıyor. Bu bağlamda, eşitlik ilkesinin sadece bir yasa maddesi olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir gereklilik olarak görülmesi gerektiği düşüncesini öne çıkarıyor. Kitap, okuyucuya iş hukuku ile insan hakları arasındaki etkileşimi anlamalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.
Bu kitapta karakter analizi yapılabilecek belirgin bir karakter yoktur, zira eser daha çok kurumsal ve hukuksal bir metin niteliğindedir. Ancak, yazar Kübra Demir, eserinde bir 'aktör' olarak öne çıkmaktadır. Eşitlik ve insan hakları konusundaki bilgisi ve duyarlılığı ile, okuyucuya iş dünyasında yaşanan ayrımcılıklar karşısında farkındalık yaratma amacı taşımaktadır. Demir, okuyucuya sadece hukuksal bir perspektiften değil, aynı zamanda toplumsal bir duyarlılıkla yaklaşarak, iş hukuku alanında karşılaşılan adaletsizliklere dikkat çekiyor. Bu bağlamda, kendi karakterini, adalet arayışı ve insan hakları savunuculuğu üzerinden tanımlamaktadır.
Kübra Demir'in eseri, iş hayatında ayrımcılığın psikolojik boyutlarına da ışık tutmaktadır. Ayrımcılığa uğrayan bireylerin maruz kaldığı duygusal zorluklar, özgüven kaybı, stres ve kaygı gibi psikolojik sorunları beraberinde getirirken, bu durum bireylerin iş yaşamındaki motivasyonunu ve verimliliğini olumsuz etkileyebilir. Eşitlik ilkesi, yalnızca hukuksal bir gereklilik değil, aynı zamanda bireylerin psikolojik sağlığını koruma ve geliştirme açısından da kritik bir öneme sahiptir. Özgüvenin arttırılması ve bireylerin kendilerini değerli hissetmeleri, iş yerinde daha sağlıklı bir psikolojik ortam yaratılmasına katkı sunar. Bu nedenle, ayrımcılık yasağı, bireylerin psikolojik iyilik halleri için de hayati bir unsurdur.
Eserdeki felsefi yorum, eşitlik ilkesinin yalnızca bir hukuksal norm olmanın ötesinde, insan onuruna dair derin bir anlayış gerektirdiğini vurgular. Eşitlik, bireylerin varoluşsal haklarının bir yansımasıdır ve toplumsal adaletin sağlanması için temel bir ilkedir. Bu bağlamda, ayrımcılık, bireylerin insan olarak kabul edilme hakkını ihlal eden bir olgu olarak değerlendirilmektedir. Felsefi açıdan, eşitlik ilkesi, her bireyin eşit değerde olduğunu kabul eden bir dünya görüşünü temsil eder. Bu düşünce, toplumsal ilişkilerin yeniden şekillendirilmesine ve daha adil bir toplum inşa edilmesine olanak tanır. Böylece, yazar, okuyuculara hukukun felsefi temellerini sorgulama fırsatı sunmaktadır.
6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu, 2016 yılında kabul edilmiştir ve Türkiye'de insan hakları alanında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir. Bu yasa, ayrımcılığın önlenmesi ve eşitlik ilkesinin güçlendirilmesi amacıyla oluşturulmuş olup, Türkiye'nin uluslararası insan hakları normlarına uyum sağlamasını hedeflemektedir. Eserde, bu yasanın tarihsel bağlamı, Türkiye'deki insan hakları mücadelesi, toplumsal cinsiyet eşitliği ve engellilik hakları gibi konularla birlikte ele alınmaktadır. Ayrıca, yazar, geçmişte yaşanan ayrımcılık pratiklerini ve bunların günümüzdeki yansımalarını analiz ederek, hukukun gelişim sürecini gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda, kitabın tarihi bir perspektifle okunması, okuyucuya daha derin bir anlayış kazandırmaktadır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Kübra DEMİR, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 4 kitabı yer alıyor. Kitapları 2012-2021 yılları arasında Adalet Yayınları, OKUR KİTAPLIĞI, ON İKİ LEVHA YAYINCILIK etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 422 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Hukuk ve Söyleşi kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “İş Hukukunda 6701 Sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Bağlamında Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı” (okur puanı 8.11). Kitabın tanıtımından: “Kübra Demir'in bu eseri, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu çerçevesinde iş hukukunda eşitlik ilkesini ve ayrımcılık yasağını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Kitap, iş hayatında karşılaşılan eşitsizlikleri ve…” Litopya okurları bu kitaplara 43 puan ve 2 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.65.
Kübra DEMİR sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri

Jean Jacques Rousseau
⭐ 8.2 · 130

Ergin Ergül
⭐ 8.8 · 34

Halil KALABALIK
⭐ 8.7 · 39

Faruk Erem
⭐ 8.6 · 65

Mehmet Pehlivan
⭐ 8.3 · 34

Said Yaşar Demiröz
⭐ 8.0 · 38