11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü Koronavirüsü (covid-19) küresel bir pandemi ilan etti. Bu kitabın yayına hazırlandığı günlerde dünya genelinde toplam ölüm sayısı 6 milyon 400 bin kişiyi aşmış durumda. Geliştirilen aşılara rağmen pandemi derin biçimde hayatımızı etkilemeye devam ediyor. Hastalığın kaç kişide kalıcı sekel bıraktığını henüz bilmiyoruz. İlk günlerdeki dehşet ve şaşkınlık duygusunu takiben covid-19, bireysel özgürlükler ile ortak fayda ekseninde konumlandırılabilecek pek çok tartışmaya neden oldu. Sanayi Devrimi ile doğmuş bir hukuk dalı olarak İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku, 20. yüzyıl boyunca sosyal adaleti sağlamak, iş ilişkisinde işçi ve işveren arasındaki güç eşitsizliğini dengelemek amacıyla bir takım hukuki mekanizmalar geliştirmiştir. Pandemi, bir anlamda şimdiye kadar geliştirdiğimiz sosyal koruma mekanizmalarının büyük sınavı oldu, sosyal devlet modelimiz test edildi. İlk karşılaştığımız sorunlar kapanma döneminde çalışamayan işçinin ücretine ilişkindi. İdari bir kararla kapanmak zorunda kalan işletmeler açısından hukuken hazırlıklıydık. Zorlayıcı nedenlerin iş ilişkisine etkisi kanunlarımızda düzenlenmişti. Ancak hukuken kapanmak zorunda olmayan pek çok işletmenin kamu sağlığı bakımından mümkün olduğu ölçüde az işçiyi işyerine getirerek faaliyetlerini sürdürmesi gerekliliği öngörmediğimiz yeni sorunları beraberinde getirdi. Böylesine uzun süren, taraflardan birinin ya da diğerinin hakimiyet alanına özgülenemeyen bir pandeminin varlığı konunun şimdiye kadar ele almadığımız ölçüde karmaşık olduğunu gösterdi. Pandeminin uzamasıyla gelir güvencesi endişelerine iş güvencesi endişeleri eklendi. Genel olarak baktığımızda pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de işverenlerin iş sözleşmelerini sona erdirmelerine getirilen kısıtlamalar karşılığında iş sözleşmesinin askıya alınmasının kolaylaştırıldığı, işçinin ücret kaybının sosyal güvenlik sistemi tarafından karşılanması yolunda bir yöntem benimsendiğini görüyoruz. Bu dönem alınan önlemlerin etkilerini ve hukuki sonuçlarını dikkatli biçimde incelememiz, gelecek açısından önem taşımaktadır. İçinde bulunduğumuz iklim krizi pandemilerin yahut daha genel olarak doğal afetlerin maalesef ki önümüzdeki yıllarda daha sık karşımıza çıkma riski olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu açıdan ele alındığında pandemi dönemi İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun başarılı olduğu ve yetersiz kaldığı alanları tespit etmek gelecek açısından alınacak önlemlerin belirlenmesi bakımından önemlidir. Bu çalışma bu yönde yapılacak çalışmalara bir katkı niteliği taşımaktadır.
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
İş Hukukunda Yeni Yaklaşımlar V - Pandeminin İş ve Sosyal Güvenlik Hukukuna Etkileri, COVID-19 pandemisinin iş hayatına ve sosyal güvenlik sistemine olan etkilerini kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Kitap, pandemi sürecinde işverenlerin ve çalışanların yaşadığı zorlukları, hukuki düzenlemelerin nasıl değiştiğini ve bu değişikliklerin pratikteki sonuçlarını incelemektedir. Yazarlar, iş güvenliği önlemlerinin nasıl evrildiğini ve sosyal güvenlik sisteminin pandemi koşullarında nasıl işlediğini analiz ederken, hukukun dinamik yapısını vurgulamaktadır. İşçi haklarının korunması, uzaktan çalışma düzenlemeleri ve işten çıkarma süreçleri gibi konular detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Ayrıca, pandeminin getirdiği yeni hukuki kavramlar ve uygulamalar, okuyuculara güncel bir perspektif sunmaktadır. Kitap, iş hukuku alanında çalışan profesyoneller ve akademisyenler için önemli bir kaynak olma özelliği taşımaktadır.
Bu kitap, pandeminin iş ve sosyal güvenlik hukuku üzerindeki etkilerini ele alarak güncel hukuki sorunlara ışık tutmaktadır. Pandemi süreci, iş hayatında köklü değişikliklere yol açmış ve hukukun dinamik doğasını yeniden sorgulamaya itmiştir. Yazarlar, işverenlerin ve çalışanların karşılaştığı yeni zorlukları, hukuki düzenlemeleri ve bu düzenlemelerin uygulamadaki yansımalarını incelemektedir. Ayrıca, iş güvenliği, çalışma koşulları ve sosyal güvenlik gibi konuların değişen dünya koşullarındaki rolü, kitabın temel temalarındandır. Kitap, iş hukuku alanında güncel yaklaşımları ve çözüm önerilerini sunarak okuyuculara önemli bir perspektif kazandırmaktadır.
Bu kitapta karakterler yerine kavramlar ve hukuki düzenlemeler ön plandadır. Yazarlar, iş hukuku alanında çalışan profesyoneller, işverenler ve işçiler gibi çeşitli grupların karşılaştıkları sorunları ve bu sorunların hukuki boyutlarını analiz eder. Yazarlar, okuyuculara hukukun insan hayatındaki yerini ve önemini aktarmaktadır. Ayrıca, iş hukuku alanında uzmanlaşmış akademisyenler ve pratikte çalışan hukukçular, kitapta sunulan bilgileri değerlendirerek kendi deneyimlerini zenginleştirmektedir. Bu bağlamda, karakter analizi yerine kavramsal bir derinlik söz konusudur.
Pandemi süreci, bireylerin psikolojik durumunu derinden etkilemiştir. İş hayatında belirsizlik, kaygı ve stres, hem işverenler hem de çalışanlar için önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu kitap, iş hukuku çerçevesinde bu psikolojik etmenlerin nasıl ele alındığını incelemektedir. Özellikle iş güvenliği ve sağlık önlemleri, çalışanların psikolojik sağlığını korumak amacıyla önem kazanmıştır. Yazarlar, iş yerlerinde oluşan psikolojik baskının azaltılması ve çalışanların ruhsal sağlığının desteklenmesi için hukuki düzenlemelerin önemine dikkat çekmektedir. Pandeminin yarattığı psikolojik etkiler, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde hukuki düzenlemeler aracılığıyla nasıl yönetileceği üzerine düşünmeyi teşvik etmektedir.
Pandemi süreci, hukuk felsefesi açısından birçok yeni soruyu gündeme getirmiştir. Bireylerin hakları ile toplumun güvenliği arasında bir denge kurma gerekliliği, bu dönemde daha da belirgin hale gelmiştir. Kitap, iş hukuku bağlamında bireysel hakların korunması ile kamusal sağlığın korunması arasında bir çatışma olup olmadığını sorgulamaktadır. Yazarlar, hukukun nasıl evrildiğini ve toplumsal ihtiyaçlara yanıt verme kapasitesini tartışarak, hukukun işleyişinin felsefi boyutlarını ele almaktadır. Bu bağlamda, bireylerin hakları ve toplumsal sorumluluklar arasındaki ilişkiler, hukukun felsefi temelleri ile çok katmanlı bir şekilde incelenmektedir.
Pandemi, tarihsel olarak iş hukuku ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde önemli etkilere yol açmıştır. Kitap, bu tarihsel bağlamda pandeminin hukuki düzenlemeleri nasıl dönüştürdüğünü ve geçmişteki benzer olayların hukuki yansımalarını incelemektedir. İş güvencesi, sosyal güvenlik ve çalışma koşulları gibi konular, tarihsel süreçte farklı dönemlerde farklı şekillerde ele alınmıştır. Yazarlar, geçmiş deneyimlerin günümüz hukuki yapısına nasıl şekil verdiğini ve pandeminin bu yapıyı nasıl değiştirdiğini analiz ederek, okuyuculara tarihsel bir perspektif sunmaktadır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Kübra Doğan Yenisey, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 12 kitabı yer alıyor. Kitapları 2007-2026 yılları arasında BETA BASIM YAYIM, İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ, LEGAL YAYINCILIK etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 543 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Hukuk ve Temel Kitaplar kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Derneği 50. Yıl Armağanı” (okur puanı 8.64). Litopya okurları bu kitaplara 85 puan bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.54.
Kübra Doğan Yenisey sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri

Jean Jacques Rousseau
⭐ 8.2 · 130

Ergin Ergül
⭐ 8.8 · 34

Halil KALABALIK
⭐ 8.7 · 39

Faruk Erem
⭐ 8.6 · 65

Mehmet Pehlivan
⭐ 8.3 · 34

Said Yaşar Demiröz
⭐ 8.0 · 38