Ritim bozuklukları ve iç çatışmalar
Kahperengi'nin ilk sayfalarında hissettiğim o derin, çıkmazlı düşünce akışı harika — insan kendini karakterin içinde hapsolmuş hissediyor. Ama kitap ilerledikçe bu yoğunluk biraz dağılıyor; anlatı bazen hızlanıyor, bazen duruyor ve bu değişimler çoğu zaman organik gelmiyor bana. Hande Altaylı'nın introspektif yazışı güzel, fakat tekrarlayan sorgulamalar arasında geçişler sarsıntılı — sanki hikâye kendi iç monologunun içinde kaybolup buluyor kendini. Geçmiş ve şimdiki zaman arasında gidip gelişler bazen derinleştiriyor, bazen de okuma hızını sekteye uğratıyor; bu dengesizlik beni kitaptan tam olarak koparmasa da, tam bağlanmamı engelliyor.









