Zamanın içinde kaybolmak
Davut Daşkıran'ın bu kitabı beni en çok kendi hızında okumaya zorladı—sanki yazarın düşüncelerinin alevli gömleğini giyip adım adım ilerliyorsunuz. Tempo hiç acele etmiyor, felsefî sorgulamalarla özel anılar arasında gidip gelişi o kadar doğal ki, okurken kendi içinizde de aynı döngü başlıyor. Kelimeler ağır ama hiç sıkıcı değil, aksine her sayfada zamanın nasıl geçtiğini yeniden düşünmeye iten bir ritim var. Kitabın akıcılığı tam da yazarın kendi zamanla ilişkisinin karışıklığını yansıtıyor—ve bu çelişki kitabı unutulmaz kılıyor.


