Kayıp olan kendimi buldum
Fazlıoğlu'nun sorularını okurken sanki bir aynaya bakıyordum — ama o ayna bana sadece yüzümü değil, içimi de gösteriyor. Özellikle kapitalizmle mücadele eden bir insanın kendi özüne nasıl yabancılaştığını anlatırken, ben de kendimi o çaresiz insanlar arasında buldum ve çok sarsıldım. Kitabı bitirdikten sonra günlük hayatta daha dikkatli, daha "orada" olmaya çalışıyorum — sanki Fazlıoğlu beni uyandırmış da, artık uyku hali yok. Din, felsefe, bilim ve sanat arasındaki bu çok güzel diyaloğu okuyunca, kendi olmanın aslında çok basit ama çok zor bir şey olduğunu hissettim; bu farkındalık beni derinden etkiledi.



















