İçimdeki Karanlık Tanıdık Geldi
Kırmızı Pelerin'i okurken sanki kendi zihnimin koridorlarında yürüyüyordum — doktor-hasta ilişkisinin ötesinde, insan olmanın ne kadar kırılgan olduğunu hatırlattı bana. Budayıcıoğlu'nun yazısı öyle bir terapötik etkiye sahip ki, her sayfada kendimi yeniden sorgulamak istedim; karakterlerin yaşadığı çöküşler benim de içimde yatan korkuları aydınlattı. Kitabın en çarpıcı yanı, acının nasıl sessiz ve örtülü bir şekilde bir insanı tüketebildiğini göstermesi — bu gerçekliğe yüz yüze gelmek zor ama gerekli olduğunu hissettim. Bitirdikten sonra uzun süre sessiz kaldım, sanki bir şeyin ağırlığı omuzlarımda kalmış gibi hissettim.

















