Yayınlamak için 2000’li yılları beklediğimiz ve Sınır Ötesi Yayınları’nın temel yapıtlarından biri olan bu kitabı, sonunda sizlere ulaştırmış bulunuyoruz. İşte bu sözlerle kitabımızı 2000 yılında yayınlamıştık. Aradan tam 22 sene geçti. Bu süre içinde yazdıklarımızın ne denli önemli olduğu ortaya çıktı. Şimdi en son gelişen süreci de dikkate alarak, kitabımızı yeniden geliştirilmiş baskısıyla, siz değerli okurlarımıza sunuyoruz. “Kıyamet” Arapça bir sözcük olup “Ayağa Kalkmak” demektir. “Tufan” ise gerek mitolojilerde, gerekse de dinlerde sözü edilen, büyük doğal afetlerdir. Bu tufanları Dünyamız iki kez yaşamıştır. Peki “Kıyamet” ve “Tufan”ın ön belirtileri nelerdir?... Tüm alâmetler gösteriyor ki, çeşitli dinlerin kehanetlerinde de bildirilen, tarif edilemez güzelikteki bir “Altın Çağ”a doğru hızla yaklaşılmaktadır. Böylelikle şuurlarımızın üzerindeki ağır perde kalkacak ve varoluşumuzun sırlarını anlayabileceğiz... Ancak bu süreç içinde yaşanacak fiziki değişimler ise, bu işin doğası gereği... Çünkü hem ruhsal, hem de maddesel bir değişimin içine girmiş bulunuyoruz. “Kıyamet” ve “Tufan” ile ilgili konuların tüm açıklığıyla ele alındığı kitabımızın içeriği; “Ezoterik Bilgiler”in ışığında ve en son elde edilen bilimsel verilere dayanılarak hazırlanmıştır... Ergun Candan’ın bildiğiniz o akıcı ve sade üslubuyla... İlgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz... İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor? “Gerçekleri Öğrenmek Herkesin Hakkıdır”
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Kıyamet Alametleri, insanlığın kıyamet inancı etrafında şekillenen düşüncelerini ve toplumsal dinamiklerini derinlemesine ele alan bir eserdir. Kitap, kıyamet alametleri üzerine tarihsel ve güncel bağlamda bir inceleme sunar. Ergun Candan, bu kavram üzerinden dinin insan hayatındaki yeri, bireylerin bu inançla kurduğu ilişkiler ve toplumsal yapıların nasıl etkilendiğini sorgular. Kıyamet düşüncesinin tarihsel kökleri, farklı inanç sistemlerindeki yansımaları ve çağdaş dünyadaki etkileri üzerinde durulur. Özellikle, kıyamet alametlerinin sosyal medyada, günlük yaşamda ve bireylerin psikolojik durumlarında oluşturduğu etkiler incelenir. Yazar, bu inançların bireyler üzerindeki ruhsal yansımalarını ve toplumların bu konudaki ortak algılarını anlamaya çalışır. Sonuç olarak, kıyamet inancı, sadece bir tehdit değil, aynı zamanda insanın varoluşsal sorgulamalarına ve umut arayışlarına da kapı aralar.
Kıyamet Alametleri, insanlığın varoluşsal kaygılarını, inanç sistemlerini ve toplumsal dinamiklerini ele alan derin bir temaya sahiptir. Kitap, kıyamet inancının tarihsel ve güncel izlerini sürerken, bireylerin bu inançla nasıl şekillendiğini ve toplumsal yapıların bu inançla nasıl etkilendiğini sorgular. Ergun Candan, kıyamet alametleri üzerinden insanların korkularını, umutlarını ve bekleyişlerini analiz eder. Bu bağlamda, dinin insan psikolojisi üzerindeki etkileri, bireylerin yaşamları üzerindeki etkisi ve kıyamet korkusunun toplumları nasıl yönlendirdiği gibi konulara ışık tutar. Kıyamet kavramı, sadece bir son değil, aynı zamanda yeni bir başlangıcın da habercisi olarak ele alınır. Kitap, okuyucuyu derin düşüncelere sevk ederken, kıyamet inancının bireysel ve toplumsal boyutlarını sorgulama fırsatı sunar.
Kıyamet Alametleri'nde doğrudan bir karakter analizi olmamakla birlikte, kitapta yer alan bireylerin düşünceleri ve inançları, karakterlerin psikolojik ve sosyal yapıları hakkında önemli ipuçları sunar. Yazar, kıyamet inancıyla şekillenen toplumsal karakterleri ve bireylerin bu inanç karşısındaki tepkilerini inceler. Her bir birey, kıyamet anlayışına göre farklı bir perspektif geliştirir; bu da onları sosyal ve psikolojik olarak farklı konumlara yerleştirir. İnanç sistemleri, bireylerin yaşamlarına yön verirken, bu inançların toplumsal yansımaları da bireylerin karakter gelişiminde belirleyici bir rol oynar. Kıyamet korkusu, umudu ve kurtuluş arayışını besleyerek, bireylerin kimliklerini inşa eder.
Kıyamet Alametleri, bireylerin psikolojik durumlarına dair önemli gözlemler sunmaktadır. Kıyamet inancı, insanlarda varoluşsal kaygı ve belirsizlik duygularını tetikler. Bu kaygılar, bireylerin yaşamlarını nasıl şekillendirdiği, karar alma süreçlerinde nasıl etkili olduğu üzerine derin bir inceleme yapılır. Kıyamet korkusu, bireylerde anksiyete, depresyon ve çaresizlik hissine yol açabilirken, aynı zamanda bir kurtuluş umudu da doğurur. Bu çelişkili duygular, bireylerin kimliklerini ve hayata bakış açılarını derinden etkiler. Yazar, bu psikolojik dinamikleri analiz ederek, kıyamet inancının bireylerde nasıl bir ruhsal dönüşüme yol açabileceğini ve toplumsal ilişkileri nasıl etkilediğini irdeler.
Kıyamet Alametleri, kıyamet kavramını felsefi bir bakış açısıyla ele alarak, yaşamın anlamı ve insanın evrendeki yeri üzerine derin sorgulamalar yapar. Kıyamet, bir son olarak düşünülmesinin ötesinde, varoluşsal bir yeniden doğuşu da simgeler. Bu bağlamda, ölüm, yaşam, umut ve korku gibi evrensel temalar, felsefi bir perspektifle işlenir. Yazar, kıyamet inancının insanın etik ve ahlaki değerleri üzerindeki etkilerini sorgularken, bireylerin yaşamları boyunca verdikleri kararların arkasındaki motivasyonları da incelemektedir. Felsefi açıdan, kıyamet düşüncesi, insanın varoluşsal kaygılarını ve yaşamın geçiciliğini anlamasına yardımcı olurken, aynı zamanda bireyleri derin bir içsel sorgulamaya iter.
Kıyamet Alametleri, kıyamet inancının tarihsel kökenlerine ve zaman içindeki evrimine dair önemli bilgiler sunar. Farklı din ve kültürlerde kıyamet düşüncesi, insanlık tarihinin derinliklerine kadar uzanır. Yazara göre, kıyamet alametleri, çeşitli medeniyetlerin inanç sistemlerinde güçlü bir yer tutar. Bu bağlamda, İslam, Hristiyanlık ve diğer dini inançların kıyamet anlayışları arasındaki paralellikler ve farklılıklar irdelenir. Tarihsel olaylar ve sosyal değişimlerin kıyamet inancı üzerindeki etkileri, okuyucuya kıyametin nasıl bir toplumsal yapı oluşturduğunu gösterir. Ayrıca, tarih boyunca kıyamet beklentilerinin nasıl evrildiği ve bu beklentilerin toplumlar üzerindeki yansımaları ele alınır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
İstanbul Ortaköy doğumlu olan Ergun Candan, çok genç yaşlarda "Türkiye Metepsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği”nde Ezoterik ve Metapsişik Kültürle tanıştı. 1985 yılında Dernek Yönetim Kurulu Üyeliği "Öğretim Sorumlusu" görevine seçildi. 1993 yılının sonuna kadar bu görevini sürdürdü. Bu süre içinde çok sayıda konferans veren Ergun Candan'ın Ruh ve Madde Dergisi'nde yay ınlanmış makaleleri bulunmaktadır. 1994 yılında Dernek'te baş gösteren bazı olumsuzluklardan dolayı, Derneğin 2. Başkanı da dahil olmak üzere çok sayıda üye dernekten istifa etti. Bunların arasında Ergun Candan da vardı. Dernekten ayrıldıktan sonra, bir grup arkadaşıyla birlikte araştırmalarını bağımsız olarak sürdürmeye başladı. 1994 - 1996 yılları arasında Milliyet Gazetesi'nin radyosu “Radyo Kulüp”te “SINIR ÖTESİ” adıyla bir program hazırladı ve sundu. Bu radyonun ismi daha sonra Radyo D olarak değişmiştir. Hafta için hergün 22.00 - 24.00 sattleri arasında yayınlanan bu program, dönemin en çok dinlenen radyo programları arasında ilk sıraları aldı. 1995 yılında Akşam Grubu'na bağlı “Dost Gazetesi”nde yazı dizisi hazırladı. 1996 yılında “Kanal D”de “SINIR ÖTESİ” adıyla hazırladığı program, çok sayıda birinciliklere imza attı. Televizyon kanalları arasında en çok izlenen programmar arasında ilk sırada yer aldı. Aynı yıl ekibiyle birlikte “Posta Gazetesi”nde "GİZEMLER DÜNYASI" adıyla yayınlanan haftalık, bir ek gazete çıkarttı. “Kanal D”de yaptığı program bir süre sonra RTÜK'ten gelen baskılar ve buna bağlı olarak kanalın kapatılma cezalarından dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Dönemin Kültür Bakanı İstemihan Talay’la yaptığı toplantıda, Atatürk’ün Mu araştırmasının Türk Tarih Kurumundaki belgelerinin yayınlanması ve Türkiye’de Parapsikoloji alanında bilimsel çalışmalara başlanması gibi konularda geniş bir rapor sundu ve bu alanda önemli adımlar attı. Ancak sonrasında değişen konjonktür, bu girişimi sonuçsuz bıraktı. Dergilerde makaleler, radyo programcılığı, televizyon, gazeteler derken; artık kapılar yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Bir süre yayıncılık hayatına son vermek zorunda kaldı. Ve Ortatöy’de küçük bir dükkan açarak köftecilik yapmaya başladı. Sonra her şeye yeni baştan başlamaya ve yeni bir yol çizmeye karar verdi. 1998 yılında kendi yayınevini kurdu. Çeşitli televizyon programlarına konuk konuşmacı olarak katıldı. Çalışmalarına hâlen bu yayınevinin araştırma ekibiyle birlikte devam etmektedir. Yayınlanmış 17 kitabı bulunmaktadır.
Ergun Candan sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri











