Kopuk, hayatın karmaşıklığı içinde kaybolmuş bir grup insanın hikayesini anlatıyor. Ana karakter, geçmişte yaşadığı travmalar ve ilişkilerindeki kopukluklar nedeniyle kendini yalnız hissetmektedir. Hikaye, karakterin kendi içsel çatışmalarıyla yüzleşmesi ve anlam arayışına girmesi etrafında döner. Zamanla, çevresindeki diğer karakterlerle olan etkileşimleri, onun kendini bulma sürecinde belirleyici bir rol oynar. Eser, bireylerin birbirleriyle olan bağlarını sorgularken, aynı zamanda içsel hüzünlerini ve kayıplarını da derinlemesine inceler. Bu yolculukta, geçmişin izleri, hatıralar ve pişmanlıklar, karakterlerin kararlarını ve yaşamlarını şekillendirir. Sonuç olarak, Kopuk, hem bireyler arası ilişkilerin hem de bireyin kendi içsel dünyasının sorgulandığı çarpıcı bir anlatı sunuyor.