Nabokov'un Hipnotik Ritmi
Lolita'nın en büyü sihri, okuyucuyu anlatıcının çılgın mantığının içine çeken tempo ve akıcılığında yatıyor — her sayfa seni bir sonrakine neredeyse zorlayıcı bir şekilde sürüklüyor, sanki Humbert'in kendi sesine maruz kalmışsın. Nabokov'un dili o kadar usta ve hipnotiktir ki, paragraflar arasında başını kaldırdığında kendini üç saat geçmiş bulmaktan şaşırırsın; cümleler birbirine öyle zarif bir şekilde bağlanmıştır ki, düzyazı içinde şiir okuduğunu hissedersin. Kitabın hızı hiç düşmüyor, aksine okudukça derinleşiyor — ilk bölümde merakla ilerlerken, ilerledikçe anlatıcının söz oyunları ve çevresel detaylar seni daha yavaş, daha dikkatli okumaya zorluyordu, ve bu değişim kitabın derinliğini katmanlar halinde açığa çıkarıyor.


















