Fante'nin Soluk Soluk Anlatışı
Los Angeles Yolu'nu okurken fark ettim ki Fante, bir yazarın hayallerinin peşinden koşmasını anlatırken hiç hızlanmıyor—tam tersine, her başarısızlığı, her küçük umut kırıklığını neredeyse nefes kesercesine, yavaş yavaş yaşatıyor bana. Kitabın temposu öyle bir şey ki, karakterin gündelik yaşamındaki boşluklar ve maddi sıkıntılar sayfada da hissediliyor; okurken ben de onunla aynı huzursuzluğu, aynı bekleyişi taşıyorum. Özellikle aile ile karşı karşıya geldiği anlar—babası, annesi, onların beklentileri—bu anlarda anlatış öyle bir yoğunluğa ulaşıyor ki, yazma tutkusunun sadece bir hayalden değil, bir kurtuluş çabasından ibaret olduğunu anlıyorsun. Fante'nin en büyük başarısı bence bu: basit bir gençlik hikayesini okurken, sen de o çaresiz bekleyişin içinde kalıyorsun.















