Çömleklerin Sessiz İsyanı
Cipriano'nun ellerinden çıkan her çömlekle birlikte benim de bir şey kırılıyor içimde — sanki kendi hayatımın da parçaları dökülüyor sayfalar arasında. Saramago'nun bu kadar ince, kadar acı bir şekilde gösterebilmesi, bir insanın nasıl yavaş yavaş sistemin içine yutuluyor, kendi elleriyle yaptığı şeylerin değersizleştirildiğini görüyor, ama yine de direnmeye çalışıyor... bu beni çok derinden sarıştırdı. Kitabı okuduğum her gün, alışveriş merkezine girişte ya da bir ürünü çöpe atarken Cipriano'yu hatırladım — o sessiz, ısrarcı adamı ve onun çömleklerini, çünkü artık onlar sadece seramik değil, bir insanın varlığını kanıtlayan şeyler. Saramago'nun dili de buna eşlik ediyor, kuru, soğuk, ama tam da bu yüzden çığlık gibi geliyor.



















