Tempo sorunlu ama çekici
İlk 100 sayfada gerçekten sürüklüyor sizi — o tek kurşun, o sessiz infaz, belirsizlik çok iyi kurgulanmış. Ama ortasında biraz kayboluyor işin temposu; istihbarat oyunlarının detaylarına girmesi hikâyeyi yavaşlatıyor, sanki yazarın kendisi de hangi yöne gideceğini kestiremiyor gibi hissettim. Son bölümlerde tekrar toparlanıyor ama o ilk hızını hiç geri kazanmıyor. Yine de Bürküt ve Gökçe'nin arası, bu çaresizlik havası kurtarıyor kitabı — sizi sonuna kadar merakta tutuyor, bitmesini istemiyorsunuz ama bittiğinde de tam tatmin olmuyorsunuz.
















