Eserde, dilin felsefi boyutu da önemli bir yer tutar. Stalin, dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda toplumsal ve tarihsel bir olgu olduğunu savunur. Bu bağlamda, dilin anlamı ve işlevi, toplumun yapısıyla iç içe geçmiş bir olgudur. Felsefi açıdan bakıldığında, dilin Marksist düşünceyle olan ilişkisi, toplumun ideolojik yapısını ve sınıf mücadelelerini anlamak için kritik bir öneme sahiptir. Dil, sosyal gerçekliklerin inşa edilmesinde bir araç olarak değerlendirilirken, aynı zamanda bireylerin düşünce sistemlerinin de belirleyicisidir. Dolayısıyla, Marksizm ve Dil, felsefi açıdan dilin toplumsal yapılar üzerindeki etkisini sorgulayan bir metin olarak öne çıkar.