İster yabancı, ister garip, isterse farklı olsun her durumda, ben ya da biz gibi olmayanı tanımlayan çok sayıda önad için ortak paydadır öteki. Ve öteki’yi öteki yapan süreçlerin kavranması, başta kendi koordinatlarımızı çıkarabilmek bakımından yaşamsal bir öneme sahiptir. Böylesi bir itki ile elinizdeki çalışmada Louis Massignon’un “Ötekini anlamak için onu kendimize katmak değil onun konuğu olmak gerekir.” sözünden hareketle kültürel karşılaşmalarda ötekinin inşa yollarından en bilineni ve en ses getireni olan oryantalizmin medya yansımalarındaki izi sürülmektedir. Medya ve Oryantalizm çerçevesinde, medya alanında hem güncel hem de tarihsel örneklerle geleneksel “Batı ve gerisi-West and the rest” kavramı ekseninde kültürel karşılaşma ve temsillerin ne ölçüde diyalojik, çok yönlü ve çok sesli olduğu sorgulanmaktadır. Kuramsal ardalanı birçok “medyada ötekileştirme” tarzı ve örneği üzerinden ele alınmakta olan ötekileştirme olgusu ve ötekileştirmenin bir biçimi olarak Avrupa-merkezci tarih yazımına ve bir o kadar da “anti-İslamizm”e dayanan oryantalizm diğer bütün etnik, ırksal veya dini gruplara beslenenden daha fazla önyargının beslendiği ve Batı merkezli bir temsil içinden tanımlanan Doğulular, Asyalılar ve/veya Müslümanlar’ın medyada temsil örnekleriyle eleştirilmektedir. Orient-Express’te en az öteki kadar kendimizi de keşfetmek üzere keyifli bir yolculuk dileğiyle…
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Güliz Uluç'un 'Medya ve Oryantalizm Yabancı, Farklı ve Garip...Öteki' adlı eseri, Batı'nın Doğu'yu algılama biçimlerini ve bu algıların medya aracılığıyla nasıl inşa edildiğini detaylı bir şekilde inceler. Kitap, oryantalizm kavramını derinlemesine ele alırken, medya içeriklerinin bu algılar üzerindeki etkisini vurgular. Yazar, Batı'nın Doğu'yu nasıl 'öteki' olarak tanımladığını, bu tanımın tarihsel ve kültürel bağlamda nasıl şekillendiğini tartışır. Medyanın, Doğu'ya dair sunumları ile kitlelerin algılarını nasıl yönlendirdiği üzerine çeşitli örnekler sunar. Ayrıca, bu süreçte oluşan önyargıları ve stereotipleri sorgular. Uluç, okuyuculara medya ve kültürel temsil arasındaki bağlantıları anlamaları için bir çerçeve sunarak, eleştirel bir bakış açısı geliştirmelerini sağlar. Bu kitap, hem sosyolojik hem de felsefi bir perspektiften, medya ve kültür ilişkisini irdelerken, okuyucuya zorlayıcı düşünsel bir yolculuk vaat eder.
Kitap, medya ve oryantalizm arasındaki karmaşık ilişkiyi ele alarak, Batı'nın Doğu'ya dair oluşturduğu imgeleri sorgular. Oryantalizm kavramı, Batı'nın Doğu'yu kendi kimliğini tanımlamak için bir 'öteki' olarak nasıl inşa ettiğini gösterir. Bu süreçte, medya aracılığıyla, farklı kültürlerin nasıl temsil edildiği, bu temsillerin toplumsal algılar üzerindeki etkileri ve güç dinamikleri irdelenir. Yazar, bu meseleleri sosyal ve kültürel bağlamda ele alarak, bireylerin ve toplumların kimliklerini nasıl şekillendirdiğini, medya ile olan etkileşimlerini ve bu süreçte oluşan önyargıları inceler. Medyanın yönlendirdiği algıların, kültürel farkındalık ve anlayış üzerindeki etkisi, kitabın temel temalarından birini oluşturur.
Bu kitapta belirgin bir karakter analizi yoktur; zira yazar, toplumsal ve kültürel dinamikleri ele alırken bireysel karakterlerden ziyade daha büyük sistemler ve yapıların etkisini inceler. Ancak, medyanın bireyler üzerindeki etkisi ve bu etkilerin nasıl toplumsal kimlikler oluşturduğuna dair örtük bir karakter varlığı söz konusudur. Medya, bireyleri şekillendiren bir aktör olarak görülürken, 'öteki' kavramı üzerinden farklı kimliklerin nasıl algılandığı ve toplumsal ruh halinin nasıl değiştiği üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda, medya tüketicisinin bilinç düzeyi, eleştirel düşünme becerileri ve medya okuryazarlığı gibi unsurlar, kitabın temasını oluşturan karakteristik özelliklerdir.
Yazar, medyanın bireylerin algılarını nasıl şekillendirdiğini ve bu şekillendirmenin psikolojik etkilerini ele alır. Oryantalizm, bireylerin kendilerini tanımlama biçiminde derin izler bırakırken, medya aracılığıyla sunulan imgeler ve anlatılar, toplumun kolektif bilinçaltına yerleşir. İnsanlar, medya tarafından oluşturulan kalıplar üzerinden kimliklerini inşa eder ve bu süreçte 'öteki' kavramı, korkular, önyargılar ve stereotiplerle beslenir. Uluç, bu psikolojik dinamikleri analiz ederek, bireylerin farklı kültürlere karşı nasıl bir tutum geliştirdiğini ve bu tutumların toplumsal yapıyı nasıl etkilediğini irdeler. Medyanın sağladığı temsiller ile bireylerin psikolojik durumları arasındaki ilişki, kitabın önemli bir boyutunu oluşturur.
Kitabın felsefi boyutu, oryantalizm ve medya arasındaki ilişkiyi sorgularken, varoluş ve kimlik kavramlarını merkezine alır. Batı'nın Doğu'ya dair oluşturduğu imgeler, felsefi olarak varoluşsal bir 'öteki' kavramına dönüşür. Uluç, bu bağlamda kimliklerin nasıl inşa edildiğini ve medyanın bu inşa sürecindeki rolünü tartışır. Oryantalizmin, Batı'nın kendini nasıl tanımladığı ve bu tanımın Doğu'ya nasıl yansıdığı üzerine düşünürken, varoluşsal sorgulamalar da ortaya çıkar. Kitap, bireylerin ve toplumların kimliklerini oluştururken medya tarafından yönlendirilen felsefi tartışmaların önemini vurgular ve okuyucuyu, kültürel temsillerin derin anlamları üzerine düşünmeye teşvik eder.
Güliz Uluç, kitabında oryantalizmin tarihsel kökenlerine inerek, Batı'nın Doğu'ya bakış açısının nasıl şekillendiğini araştırır. Bu süreç, sömürgecilik dönemine, kültürel etkileşimlere ve uluslararası ilişkilerin dinamiklerine dayanmaktadır. Medya, bu tarihsel süreçte, Doğu'nun Batı'daki algısını etkileyen önemli bir araç haline gelmiştir. Uluç, tarihsel bağlamda oryantalizmin nasıl oluştuğunu ve bu oluşumun günümüzdeki medya temsilleri ile nasıl devam ettiğini sorgular. Bu bağlamda, tarihsel olayların, savaşların ve kültürel değişimlerin, medya aracılığıyla nasıl yeniden yorumlandığına dair örnekler sunar. Yazar, okuyuculara geçmişle günümüz arasındaki bağlantıları kurma fırsatı verir.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Oryantalizm ve medya ilişkisi, günümüzdeki kimlik anlayışımızı nasıl şekillendiriyor?
Oryantalizm ve medya ilişkisi, günümüzdeki kimlik anlayışımızı nasıl şekillendiriyor?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Yard. Doç. Dr. Güliz Uluç'un Litopya kataloğunda 2 kitabı bulunuyor. Kitapları 2003-2009 yılları arasında ANAHTAR KİTAPLAR YAYINEVİ etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 404 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Araştırma-İnceleme ve İletişim-Medya kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Küreselleşen Medya: İktidar ve Mücadele Alanı” (okur puanı 9.60). Kitabın tanıtımından: “Sosyoloji, hukuk, ekonomi, felsefe, tarih, psikoloji, siyaset bilimi gibi bir çok disiplinin kesiştiği bir noktada, günümüzde popüler kavramlar olarak ortaya çıkan iletişim ve küreselleşme, iletişim teknolojisinin bilgi toplama…” Litopya okurları bu kitaplara 10 puan bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 9.40.
Yard. Doç. Dr. Güliz Uluç sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri