Dönüp dolaşan sorular, hiç bitmeyen cevapsızlık
Menon'u okurken sürekli bir çemberden çıkamadığım hissine kapıldım: Sokrates bir soruyu açtığında, cevap yerine yeni sorular ortaya çıkıyor, sonra yine sorular, yine sorular—sanki hiçbir yere varmıyoruz. Erdemin tanımını bulmaya çalışan bir diyalog olarak başlıyor ama aslında Sokrates'in defalarca aynı tekniği uyguladığını görmek sıkıcı geldi; karşısındaki kişiyi çelişkiye düşürüyor, "bilmiyorum" dedirtip sonra da yine aynı noktaya dönüyor. Kurgusu itibariyle sanki bir tartışmadan ziyade Sokrates'in başkasını alt etme oyunu gibi hissettirdim—ve bu da beni okuma deneyiminde hüsrana uğrattı.















